Hoşgeldiniz.

Yeni Bebek isimleri En Güzel Bebek İsimleri 2014 Bebek İsimleri ve anlamları Erkek ve kız bebekler için isimler ve anlamları aşağıda listelenmiştir. Erkek Bebek İsimleri
  • 5 üzerinden 3.91   |  Oy Veren: 117      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Bebek İsimleri 2014

    Sponsorlu Bağlantılar




    Yeni Bebek isimleri
    En Güzel Bebek İsimleri

    2014 Bebek İsimleri ve anlamları

    Erkek ve kız bebekler için isimler ve anlamları aşağıda listelenmiştir.

    Erkek Bebek İsimleri

    A
    Acun: Sonsuz uzay içindeki gök varlıklarının tümü, dünya, evren
    Afşar: Eli çabuk, çabuk iş gören, Oğuz Han'ın oğullarından birinin adı, Türkmenlerin bir boyunun adı.
    Ağa: Büyük kardeş, ağabey, köy ve kasabalarda büyük toprak sahibi olan varlıklı kimse
    Ağca: Rengi beyaza yakın, beyazca akça,
    Aka: Büyük, saygıdeğer kimse,ağa
    Akabey: Varlıklı kimse, ağa ve bey
    Akad: Mezopotamya'da kurulmuş çok eski bir devlet, temiz ad, iyi ad
    Akalp: Ak yiğit, ak er, temiz yiğit
    Akan: Akıp gitmekte olan
    Akant: Beyaz yemin, ak yemin
    Akarca: Akıp giden su, akan su, akarsu
    Akarsel: Akıp giden sel.
    Akata: Temiz ata, namuslu ata, lekesiz ata
    Akay: Parlak ay, aydınlık, ışık ay, dolunay adam, erkek, kuzey Türklerinde erkek çocuklarından büyüğe verilen ad, ağa
    Akba: Sazlık, bataklık, ağba
    Akbaran: Ak güç
    Akbatu: Temiz ve güçlü
    Akbatur: Namuslu ve yiğit
    Akcan: Temiz can
    Akdemir: Dövme demir
    Akdeniz: Ülkemizin güneyindeki deniz
    Aker: Namuslu yiğit
    Akergin: Ak ve olgun
    Akgüç: Namuslu ve güçlü
    Akgün: Aydınlık gün, mutlu gün
    Akhan: Ak soylu han
    Akıman: Eli açık, yiğit, yiğit kimse
    Akın: Düşman ülkelerine yapılan saldırı
    Akınalp: Akın yiğidi
    Akıner: Ekın eri, akın yapan er
    Akıntan: Tan vakti, tanyeri ağarırken yapılan akın
    Akkor: Işık saçan aklığa varıncaya değin ısıtılmış olan, beyaz kor, beyaz ateş
    Akköz: Ak renkte göz, ak kor
    Akman: Lekesiz, temiz kimse, temiz ak, güzel, ak alımlı
    Akmeriç: "Ak gibi Meriç" duru sulu meriç
    Aköz: Özü ak, temiz,
    Akpolat: Ak çelik, Manas Destanı'nda geçen bir ad
    Aksal: "Sal" ile "ak"tan oluşmuş bir ad
    Aksan: Temiz, lekesiz ün
    Aksel: Beyaz sel
    Akşit: Işıklı yüz, aydınlık yüz, Güneş, gün yüzlü, kutlu, uğurlu
    Aktan: Aydınlık sabah vakti, avlu, evin önündeki açıklık
    Aktaş: Beyaz taş, kireçtaşı
    Akün: Iyi ad, temiz ad, temiz ün
    Alatan: Güneş'in doğuşundan önceki vakit
    Alaz: Yanan ve ışık veren nesnelerin türlü biçimlerde de uzanan dili, yalaz, yalım alev
    Alçın: Al, kırmızı, kırmızıya çalan küçük bir kuş
    Algan: Ele geçiren, alan, kentleri, ülkeleri ele geçiren
    Algın: Sevdalı, tutkun, aşık, güçlü, dolgun, keskin,güzel
    Alhan: Al renkli prens
    Alkan: Kızıl kan
    Alkım: Yağmur sonu gökte beliren renkli görüntü, gökkuşağı
    Alkın: Korkusuz, yiğit, kızıl kın
    Alkun: El gün, herkes
    Ali: Yüce, yüksek, ulu. Hz. Muhammedin'in damadı, dördüncü halife.
    Alp: Yiğitler yiğidi yiğit, kahraman, bahadır, yürekli, babayiğit
    Alpagut: Mal mülk sahibi, çiftlik sahibi, kurt seçkin yiğit
    Alpağan: Yiğit
    Alparslan: Yiğit arslan, kahraman aslan
    Alpay: Yiğit Ay, yiğit ve Ay gibi güzel
    Alpdemir: Yiğit ve demir gibi
    Alpdoğan: Yiğit ve doğan kuşu gibi, yiğit ve yırtıcı, yiğit doğmuş olan, yiğit doğan
    Alper: Yiğit er, yiğit kişi, babayiğit, yiğit erkek
    Alperen: Yiğit ve ermiş kişi
    Alphan: Yiğit han
    Alpkan: Yiğit, yiğit kanlı, soyca yiğit olan
    Alsan: Ünlen, san, al tanın
    Altan: Kızıl şafak, kızıl tan, altın, Tatar hanlarına verilen bir unvan
    Altaner: Kızıl tan eri, kızıl şafak yiğidi, altın renkli şafak
    Altay: Altın, yüce dağ, Orta Asya'daki Tanrıdağı, Tiyanşan Dağları, Asya'da bir Türk budunu
    Altuğ: Al renkli tuğ, kızıl tuğ, kızıl tuğlu
    Altunç: Kızıl tunç
    Altuner: Çok değerli kimse, altın yiğit
    Anı: Yaşanmış olgulardan belleğin sakladığı her türlü iz, bir olguyu anımsatan şey, hatıra
    Anıl: sakin,ağır, amaç, her zaman an
    Ant: Tanrı'yı, kutsal bilinen şeyleri tanık göstererek yapılan onama ya da yansıma, söz verme
    Aral: Asya'da bir göl, iki şey arası iki şey arasındaki göl ya da deniz, sıra dağlar
    Aran: Ova, kuytu, yer, sıcak yer, kışlak
    Aras: Doğu Anadolu'da bir ırmak, Erzurum'a bağlı bir bucak, bulunulmuş mal
    Arat: Yürekli kişi, yüreklilik
    Arca: Çam, çam ağacı, temiz
    Arda: Sonra gelen, öndekinden sonra, yere dikilen nişan değneği, ardıl Meriç Irmağı'nın Edirne yöresinde sağdan aldığı en önemli kolun adı, Arda Çayı, Uygur yazıtlarında da ad olarak geçer.
    Ardıl: Arkadan gelen, sonra gelen (ilk ya da birkaç çocuktan sonra doğan), öncekinden sonra, ardından gelen
    Arhan: Temiz han, temiz yönetici, yiğit han.
    Arı: Katışık olmayan, temiz, çiçeklerden bal yapan, iğnesiyle sokan böcek,
    Arıca: Temizce arı gibi
    Arıcan: Temiz kimse
    Arıkan: Saf kan, temiz kan, soylu kan
    Arman: Dürüst ve temiz kişi
    Arın: Temiz arı, saf, katışıksız, tertemiz ol, arılaş
    Arınç: Erinç, huzur, barış
    Arkan: Arı kan, temiz kan, soylu kan
    Arkın: Arkada, geride olan, ağır, yavaş, sakin dingin
    Arkut: Temiz ve uğurlu arı ve kutlu
    Armağan: Birine karşılıksız olarak verilen ödül
    Arman: İstek, amaç, dürüst, temiz insan, arı insan
    Arol: Arı ol, çalışkan ol
    Arslan: Aslan
    Artun: Kendine güvenen, onurlu, ağırbaşlı
    Artunç: Arı tunç, katışıksız tunç
    Aşkın: Çok, fazla, üstün, üzüm bağ ve asmalarında yeni göğeren dallar, dalların ucundaki yapraksız, meyvesiz uzantılar
    Ata: Baba, dede,soyun büyüğü.
    Atabey: Saygıdeğer kimse, Seçuklular döneminde bir ünvan
    Atacan: Hoşgörüsü olan kimse, babacan
    Atahan: Büyük yönetici, ata durumundaki han
    Atak: Atılgan yiğit, yürekli
    Atakan: Atalardan gelen kan
    Atalay: Benim atam
    Ataman: Ata, ata kişi, başkan bağbuğ
    Atıl: İleri doğru fırla
    Atılgan: Güçlüklerden ve tehlikelerden yılmayarak daima ileriye atılan, girişken, tez canlı
    Atınç: "Sevinç" "Övünç" gibi sözcükler örnekleşerek "atmak" eyleminden yapılmış bir sözcük
    Ayaz: Duru ve dingin havada çıkan kuru soğuk, bulutsuz ve Ay ışıklı gecede Çıkan soğuk
    Aybars: Ay gibi güzel, pars gibi yırtıcı, (Hun İmparatoru Attila'nın amcasının adı)
    Ayberk: Ay kadar güzel olan
    Aybora: Ay kadar güzel, fırtına kadar yıkıcı, Ay ve fırtına
    Aydın: Okumuş, bilgili görgülü ve aydınlık kimse, ışıklı, parlak, kutlu, uğurlu, aydınlık, Ay ışığı bulunan gece, Ege Bölgesi'nde bir il
    Ayhan: Oğuzları oluşturan sağ kol Bozokların inadığı üç gök Tanrısından biri ve Oğuz Han'ın oğlu
    Aymete: Ay ve Hun İmparatoru Mete'den oluşmuş bir ad
    Aypolat: Ay gibi güzel ve polat gibi sağlam
    Aytun: Ay ve gece, Aylı gece
    Aytuna: Ay gibi güzel ve Tuna Irmağı gibi görkemli
    Aytunca: Ay gibi güzel ve Tunca Irmağı gibi görkemli
    Aytunç: Ay gibi güzel ve tunç gibi sağlam
    Azrak: Çok az bulunur, değerli

    B

    Bahadır: Yiğit, batur
    Balamir: M.Ö. 475 yıllarında Don Irmağı'nı geçerek Rusya'yı alan, Tuna kıyılarına dek dayanan bir Türk hükümdarı
    Balkır: Işıl ışıl parıldar, ışık saçar
    Baran: Durağanlığı harekete çeviren etken, direnci kıran ya da Direnç doğuran özellik, güç, ulu, yüksek
    Baranalp: Güçlü yiğit
    Baransel: Güçle ilgili, güçlü sel
    Barçın: Süslü ipekli kumaş
    Barın: Güç, baran; Moğol döneminde Orta Asyada'ki büyük Türk boylarından birinin adı
    Barış: Savaştan ya da dargınlıktan sonra, iki yanın uzlaşması, anlaşması
    Barkın: Görmek, gezmek ereğiyle yolculuklar yapan kimse, gezgin
    Barlas: İyi savaşa, savaşçı yiğit
    Bartu: En eski Türk hanlarından birinin adı
    Bartunç: Güçlü tunç
    Başar: Gereken biçimde bitir, yapacağın işte başarıya ulaş
    Başaran: Yapacağı işte başarıya ulaşan, işi gereken biçimde bitiren Ereğine ulaşan
    Başer: Başta gelen kimse, başta gelen er
    Başhan: Hanların başı
    Batı: Güneş'in battığı yön
    Batıbek: Batı beyi
    Batıhan: Batının sultanı, hanı
    Batu: Güçlü, yiğit, alp, güneşin battığı yön
    Batuhan: Bkz. Batuğhan
    Batur: Alp, yiğit, yürekli, bahadır
    Baturalp: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi
    Baturay: Hem yiğit hem Ay gibi olan
    Baybars: Eskiden Türklerin besledikleri bir tür küçük kaplan; çok zengin ve kaplan gibi yiğit Türk Memluk İmparatorluğu'nun dördüncü sultanının adı
    Baybora: Hem zengin hem fırtına gibi
    Bayhan: Zengin han
    Baykal: Yaban atı, Moğolistan'da büyük bir göl, deniz
    Baykam: Sağaltman, sağlığa kavuşturan kimse
    Baykan: Soylu kimse, zengin ve soylu
    Baysal: Kavgası dövüşü olmayan ortamın hali, dirlik düzenlik bolluk durumu
    Baysan: Varlıklı ve ünlü
    Bediz: Açık, belli, görünen. 2.Süs
    Beha: Ender, zor bulunan
    Behir: Deniz
    Beker: Güçlü, kuvvetli
    Bekir: Sabah erken kalkan.
    Bektürk: Türk geleneklerine güçlü bir şekilde bağlı olan
    Bener: Kendisinin koruyucu olduğuna inanan kişi
    Beran: Koç başı
    Berdan: Eşitliği sağlayan kimse
    Berge: İz
    Bergin: Güçlü, kuvvetli
    Berhan: Sağlam, güçlü kan 2.Güçlü komutan
    Berk: Sert, sağlam, katı 2.Yıldırım
    Berkal: Sağlam, güçlü, sert ol
    Berkan: Parıldayış, şakıma
    Berkant: Bozulamaz yemin 2.Sağlam, güçlü 3. Orta Asya'da sıradağlar
    Berkay: Güçlü ve ay gibi
    Berke: Kamçı, kırbaç
    Berker: Güçlü, sağlam erkek
    Berkin: Çok kuvvetli 2.Pekiştirilmiş
    Berkkan: Geçmişi sağlam olan kimse
    Berkman: Kişiliği sağlam olan kimse
    Berksan: Adı, sanı sağlam bilinen
    Berksay: Sert kaya
    Berktan: Tanyeri gibi güzel ve güçlü
    Bertan: Tan yeri gibi güzel ve güçlü kimse
    Bilal: Suyla ıslatan; ıslaklık
    Bilan: Değerli taşlarla süslenmiş kılıç kemeri
    Bilge: Bilgi dağarcığı ile yücelmiş kimse. 2.Göktürk hakanı
    Bilgealp: Bilgili ve cesur kişi
    Bilgekağan: Bilgili ve savaşçı kişi
    Birant: Yemin, tek ant
    Bircan: Yekvücut
    Birkan: Aynı kandan, aynı soydan olan
    Birol: Bir tane olan
    Boğaçhan: Efsaneleşmiş Türk kahramanı. dede Korkut Öykülerinde adı geçen yiğit
    Bolat: Çelik gibi sert
    Bora: Yağmur getiren fırtınalı sert rüzgar
    Borahan: Sert hakan
    Boran: Rüzgar şimsek ve gökgürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı
    Buğra: Erkek deve
    Buğrahan: İlk İslam devletlerini kuran Türk hükümdarlarından bazılarına verilen ad
    Bulut: Havadaki su buharının yükselip yoğunlaşmasıyla oluşan su damlacıkları birikintisi
    Burak: Hz. Muhammed'in Miraç'da bindiği atın ismi
    Burhan: Bir şeyi ispat etme aracı, kanıt
    Burkay: Buruk ay
    Büke: Pehlivan 2.Bilgili, zeki kişi 3. Ejderha

    C

    Calp: Güçlü
    Can: İnsanın kendi varlığı, yaşam, birey kişi, ruh, güç kuvvet
    Canberk: Sert kişi, sağlam kişi, canı sağlam
    Caner: Yürekten sevilecek kimse
    Cankat: "Cana can kat katmak"tan buyruk, ailemize can katasın
    Cankut: Kutlu kimse, uğurlu can
    Canpolat: Canı polat gibi sağlam, canlı, çelik gibi kimsel
    Cantekin: Biricik can, can şehzade
    Ceyhun: Orta Asya'da bir ırmak
    Coşku: Olağanüstü bir biçimde kendini gösteren duygu yükselmesi, heyecan

    Ç

    Çaba: Bir işte iyi bir sonuca ulaşmak için harcanan güç
    Çağ: Başı ve sonu belli olan ve bir özellik taşıyan, kimi zaman birkaç
    Çağan: Mutlu gün, bayram
    Çağatay: Cengiz Han'ın oğlu
    Çağdaş: Aynı zamanda yaşayan, çağımıza uygun, çağımıza yaraşır
    Çağıl: Çağ ile ilgili, çakıl
    Çağın: Çağda olan, çağa uyan, çağa uygun, çağın olan
    Çağlar: Çağıl çağıl akar, çağıldar, çağlayarak akar
    Çağlayan: Bir akarsuyun yükseklerden köpürerek düştüğü yer, çavlan
    Çağman: Çağdaş kimse, çağın insanı
    Çağrı: Birini bir yere çağırma işi, çağırma, yırtıcı bir kuş
    Çakır: Doğan ya da atmacaya benzeyen bir avcı kuş, ela gözlü kimse
    Çelik: Su verilip sertleştirilen demir, polat
    Çetin: Istenilen yola getirilmesi, elde edilmesi zor, güç olan, Kolay olmayan, sert, sarp
    Çetinalp: Zorlu ve yiğit, sert yiğit
    Çevik: Kolaylıkla, çabuklukla davranan, hareketleri hızlı, canlı
    Çınar: Boyu otuz metreyi bulan, uzun yıllar yaşayan, geniş yapraklı ağaç
    Çoker: Çok yiğit

    D

    Dalan: Dal gibi olan, dal gibi ince yapılı
    Demir: Yeraltından çıkarılan, türlü iştekullanılan dayanıklı bir maden, bu madenden yapılmış olan
    Demiralp: Demir gibi sağlam yiğit
    Demiray: Demir gibi sağlam ve Ay gibi güzel
    Demircan: Demir gibi sağlam kimse
    Demirhan: Yakut Türklerinden olan Sular arasında tanrı sayılan ve dağ Başlarında oturduğuna inanılan kutsal ruhlardan biri
    Demirkan: Sağlam ve güçlü kan
    Deniz: Yeryüzünün büyük bölümünü kaplayan çok geniş ve tuzlu su
    Denizhan: Ünlü Oğuz Destanı'na göre, Oğuz Han'ın altı çocuğundan En küçüğü, eski Türklerin inanışına göre doğa tanrılarından biri
    Deren: Tırmık da denilen bir tarım aracı; ekini biçip toplayan, derleyen
    Derin: Dibi, yüzeyin ya da ağzından uzak olan, çok içten gelen ve içe işleyen kendi türünde son derecesine ulaşmış, derinliği olan
    Devrim: Kısa zaman içinde gerçekleştirilen ve olumlu yönde önemli niteliksel Değişimlere yol açan haraket
    Dikmen: Koni biçiminde sivri tepe, dağların en yüksek yeri, doruk, dik, Yerdeki orman, yayla, dikilerek oluşturulan ağaçlık, çam ve başka Ağaçların gövdeleri, dik olan yer
    Dilmen: Dil bilen kimse, dilci
    Dinç: Sağlık durumu iyi, güçlü, gücü yerinde, canlı
    Dinçalp: Güçlü yiğit, güçlü ve yiğit
    Dinçer: Güçlü er, güçlü kimse
    Dinçerk: Güçlü kuvvetli kişi
    Dinçtürk: Sağlıklı, sağlam Türk, güçlü Türk
    Diren: Karşı koy, dayan, harmanda sapları yaymaya yarayan, uzun çatallı, ağaçtan yapılmış bir tarım aracı
    Dirlik: Düzen içinde mutlu yaşam, mutluluk, sevinç, iyi geçinme, erinç
    Doğa: Kendiliğinden var olan, canlı, ve cansız nesnelerden oluşan, Kendini sürekli olarak değiştiren varlığın tümü, tabiat
    Doğan: Küçük kuşlarla beslenen, ava alıştırılarak kuş avında kullanılan, Akdoğan, çakırdoğan, aladoğan gibi türleri olan bir kuş, şahin
    Doğanalp: Şahin ve yiğit yiğit kimse
    Doğanay: Ayın ilk günlerinde Ay, yeni Ay (ayın ilk günleri doğan çocuklara verilir
    Doğu: Güneş'in doğduğu yönden
    Doğuer: Doğu yiğidi
    Doğuş: Doğma, doğma biçimi, yaradılış
    Dolun: Dolgun, dolarak biçimi yuvarlaklaşmış, ayın ondördü
    Dolunay: Yuvarlaklaşmış ay, dolgunlaşmış Ay, Ay'ın on dördü Çok güzel kimse, Ay gibi kimse
    Dora: Doruk
    Doruk: Dağların, tepelerin en yüksek noktası, tepe
    Durukan: Temiz kan, saf kan
    Durul: Berraklaş

    E

    Ediz: Değerli, ulu, yüce, yüksek
    Efe: Özellikle Batı Anadolu yiğidi, yiğit, zeybek, ağa, ağabey, kabadayı
    Efekan: Yiğit bir soydan gelen
    Ege: Ulu, büyük, Türkiye ile Yunanistan arasındaki denizin adı
    Egemen: Yönetimini kendi gücüyle, dışardan denetime bağlı kalmadan Sürdüren, üstün, sözünü, geçiren
    Ekin: Tahılın tohum olarak tarlaya atıldığı andan başlayarak harman Oluncaya değin aldığı duruma verilen ad
    Emre: Dost, arkadaş, sevdalı, tutkun, ünlü, Türk ozanı Yunus'un adlarından biri
    Engin: Yüksek olmayan, düzey bakımından düşük, denizin, karasularından Uzakta bulunan geniş bölümü, ucu bucağı görünmeyecek denli geniş
    Eralkan: Al kanlı yiğit
    Eralp: Yiğit erkek, yiğit kimse, yiğitler yiğidi,
    Eraltay: Altay dağlarından gelmiş yiğit
    Eray: Ay gibi yiğit
    Erberk: Sağlam, yiğit, sert yiğit
    Erbuğ: Yiğitler başı, komutan
    Erdağ: Dağ gibi er, dağ gibi yiğit
    Erdem: İyiliksever, acıma, alçakgönüllülük gibi övgüye değer niteliklerin genel adı
    Erdin: Ereğine ulaştın; Tanrı yolunda ermiş duruma geldin, olgunlaştın Yetiştin
    Erdinç: Dinç yiğit
    Erek: Ulaşılmak istenen, ardından koşulan şey, amaç, erişilmek İstenen sonuç
    Erez: Buğday ve arpa tarlalarında yetişen deliceotu da denilen bir bitki
    Ergin: Olmuş, olgunlaşmış yetişmiş
    Ergün: Erken doğan güneş, yumuşak, uysal, sulu sepken, sulu kar
    Erim: Bir şeyin erişebileceği uzaklık, muştu, iyi bir şeye işaret olan durum, sevgi
    Erinç: Mutluluk içinde yaşama, dirlik
    Eriz: Yiğidiz, erkeğiz, er izi, er yolu
    Erk: Yaptırma gücü, güç sözü geçerlilik
    Erke: İşe çevrilebilen güç,
    Erkmen: Güçlü kimse, güçlü erkek, sözü geçen kimse
    Erkut: Uğur getiren yiğit, uğurlu yiğit
    Erman: Er kişi, yiğit kişi
    Erol: Yiğit ol, erkek ol, er ol
    Ersan: Yiğit ünlü, er sanlı
    Ersin: "yiğitsin" "erkeksin" erişsin, ulaşsın, gelişsin, yetişsin, olgunlaşsın
    Ertan: Güneş'in doğma zamanından az önce, şafaktan önce
    Ertaylan: Yiğit ve uzun boylu kimse
    Erte: Sonraki, gün; şafak sökme zamanı; herhangi bir işteki ilk başarı
    Ertekin: Yiğit ve tek, yiğit ve biricik, biricik yiğit, yiğit prens.
    Erten: Erkek tenli
    Ertürk: Yiğit Türk, erkek Türk
    Erün: Yiğit diye tanınan, ünlü yiğit
    Eryiğit: Yiğit erkek
    Esen: Hiçbir sayrılığı, hiçbir sakatlığı olmayan, sağlık ve mutluluk içinde olan sağlıklı
    Esener: Sağlıklı yiğit
    Esentürk: Sağlıklı Türk
    Eser: Yel, sert esen yel; esme işini yapar, esinti olur yel olur
    Esmen: Esen yel gibi kimse
    Eti: M.Ö. 1900-1200 yılları arasında Anadolu'da büyük bir Uygarlık kurmuş olan Orta Asyalı bir ulus
    Evre: Bir olayda birbiri ardınca gelen değişik durumların Her biri, alınan yol aşama
    Evren: Var olan her şey, bütün varlıkların oluşturduğu bütün, kainat, dünya
    Evrim: Ağır ağır ve kendiliğinden olan değişim, kendiliğinden gelişme
    Ezgü: İyi kimse

    F

    Fatih: Fetheden
    Ferdi: Bireysel, tek başına.
    Ferhan: Sevinç, neşe. İyi haber karşısında verilen ödül. Güçlükleri aşıp bir yeri ele geçirme.
    Feridun: Tek başına, eşsiz.
    Ferit: Sıralanmış inci taneleri. Tek başına. Emsalsiz.
    Feyyaz: Berekeli, gür, verimli. Eli açık.
    Fırat: Bir nehir adı. Türkiye'den geçip Basra'ya dökülür.
    Furkan: İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki herşeyi gösteren.

    G

    Gediz : Su birikintisi, gölcük, Ege Bölgesi'nde bir akarsu; adını bu akarsudan alan bir ilçe
    Gencer: Delikanlı, genç yiğit bkz. Gençer
    Genç: Yaşı ilerlememiş olan, yaşlı olmayan, canlı, dinç
    Gençalp: Genç yiğit
    Gençer: Delikanlı, genç yiğit
    Geray: Açık maviye yakın, gök rengindeki Ay
    Giray: Uygun, yaraşır, eski Kırım hanlarının ünvanı
    Girgin: Herkesle çabucak ahbaplık, yakınlık kurabilen, sokulgan kimse
    Göğen: Gök, mavi, yeşillik
    Gökalp: Gök gözlü yiğit
    Gökay: Mavi Ay; gökyüzündeki ay
    Gökberk: Mavi ve gözlü ve sert
    Gökdeniz: Mavi deniz
    Göker: Gökyüzünün yiğidi, gök yüzlü erkek, mavi gözlü kimse
    Gökhan: Oğuz Han'ın oğlu
    Gökmen: Mavi gözlü ve sarışın kimse
    Göksagun: Mavi gözlü hekim
    Göksel: Gökyüzüyle ilgili
    Göktan: Mavi şafak, mavi tan
    Göktuna: Mavi Tuna
    Göktunç: Mavi gözlü ve tunç gibi
    Göktürk: 552-745 yılları arasında Orta Asya'da hüküm süren, Bumin Han'ca kurulmuş olan Türk devleti ve bu devletin halkından olan kimse
    Gönen: Mutlu ol, sevin
    Gönenç: Varlık, bolluk, mutluluk, sevinç
    Görkem: Gösteriş, görünüş, gürbüz, iyi gelişmiş, göz alıcı ve gösterişli olma hali, göz alıcılık, gösterişlilik
    Görkmen: Alımlı, yakışıklı yiğit, görkemli erkek
    Güçhan: Çetin han, güçlü han
    Güçkan: Güçlü soydan olan kimse
    Güçlü: Dayanıklı, zorlu, gücü olan, kuvvetli, sözü geçer
    Güçlüer: Dayanıklı, zorlu yiğit, güçlü yiğit, sözü geçer yiğit
    Güçlütürk: Dayanıklı, zorlu Türk, kuvvetli Türk
    Gültekin: Tek gül, biricik gül, gül gibi güzel ve tek, gül şehzadesi
    Gün: Güneş'in yeryüzüne saçtığı ışık, gündüz, güneş
    Günal: Kırmızı Güneş, al Güneş
    Günalp: Güneş gibi ve yiğit
    Günay: Güneş ve ay, güneş gören yer, güney
    Günberk: Güneş gibi yakıcı ve sert
    Günce: Gün'e benzeyen, günü gününe tutulan, anıların yazıldığı defter
    Gündoğan: (Güneş doğarken doğan çocuklara konulan adlardan) Doğan güneş, doğan gün

    H

    Hakan: Eskiden Türk imparatorlarına verilen unvan. Kağan
    Hansoy: Han soylu, bey soyundan gelen
    Heper: Bütünüyle yiğit, hep yiğit, her zaman yiğit
    Hınçal: Öcünü onda koyma, öcünü al, öç al

    I

    Ilgar: Akın
    Ilgaz: Çankırı-Kastamonu arasında, Batı Karadeniz Bölgesi'nin en yüksek dağlar topluluğu
    Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ve uzayıp giden ışık çizgisi
    Işıner: Işın saçan yiğit
    Işıt: (Işımak"tan buyruk) ışık ver, aydınlat
    Işıtan: Aydınlatan, ışık veren
    Işkın: Ağaçta yeni sürmüş dal, ince ve taze kal su



    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    İ

    İçöz : İçi özü olan

    İlbay: Bir ilin, bir obanın yöneticisi
    İlbey: Ülkenin beyi, Orhan Gazi döneminde bir salla Rumeli'ye geçen Türk savaşçılarından, Rumeli de bir çok yeri alan kişi
    İlbilge: Ülkenin, yurdun bilgesi
    İldeniz: Ülkenin, yurdun denizi
    İlkan: İran'da İlhanlılardan sonra kendi adıyla bir devlet kuran Türk
    İlke: (İlk çocuk için) kendisinden vazgeçilmeyecek ana düşünce, Uyulması gereken davranış kuralı
    İlker: (Doğan ilk erkek çocuk için) birinci yiğit, ilk yiğit, ilk erkek
    İlkut: Kutlu ülke, kutlu yurt
    İltan: Ülkenin ışığı
    İltay: Ülkenin yavrusu, çocuğu
    İltekin: Ülkenin şehzadesi
    İlter: Yurdu koruyan, yurdu savunan, yurdu kayıran, ülkesever, yurtsever
    İlteriş: Ülkeyi derleyip topralayan
    İmge: Düş, görüntü, tasarım
    İmre: Dost, arkadaş, ağabey
    İmren: ("İmrenmek"ten buyruk) beğenilen bir şeyin benzerini edinme İsteği, imrenme
    İnal: Güvenilir arkadaş, inanılır kimse, dost, inanca veren, inanılan, şehzade, prens, han
    İrtek: Erken doğan, er doğmuş

    J

    Jerfi : Derinlik

    K

    Kağan: Hanlar hanı, hakan, han, Orta Asya'da eskiden Moğol İmparatorlarına verilen unvan, İmparator
    Kanat: Kuşların ve uçucu böceklerin uçmalarını sağlayan organları
    Kandemir: Sağlam kan, kanı sağlam olan kimse, sağlam demir
    Kaner: Kanlı yiğit
    Kansu: Çerkez Memluk beyi, Çin'de bir il, Memluk Sultanlığının son Çerkez Sultanı
    Kaplan: Hindistan ve Afrika ormanlarında yaşayan, aslan büyüklüğünde, Postu çizgili, kedigillerden yırtıcı, güçlü bir hayvan
    Kapkın: Ansızın yakalayıp alabilen, ısırıp parçalayan, hemen kapan, alan, kapgın, kapan
    Karaca: Geyik türünden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı, Dağ keçisi, yaban keçisi, eti yenen bir kuş, (mecaz olarak)
    Karan: Karanlık
    Kartal: Kızıl kara tüylü, güçlü kıvırcık gagalı, iri ve güçlü, yıryıcı bir kuş
    Kaya: Büyük ve sert taş kütlesi, pek sert
    Kayatürk: Kaya gibi sağlam ve sert Türk
    Kayı: Osmanlıların kökeni olan Oğuz boylarından birinin adı, sağlam, sert, güçlü, sağanak, bora
    Kayıhan: Güçlü kağan, sert han, sağlam han
    Kayra: Tanrı yardımı; Tanrı'dan ya da büyük bir kimseden gelen iyilik, kayırma, yardım, destek
    Keskin: Çok kesici, iyi keser, çok sert, çok etkili
    Kıraç: Su bulunmayan toprak, kurak toprak, verimsiz toprak
    Kıvanç: Mutlu bir olgudan duyulan şey, sevinç öğünç
    Koçer: Koç yiğit, yiğitler yiğidi
    Koçhan: Yiğit kağan
    Konur: Kumral, kestanerengi, açık sarı, boz ile sarı arası, (renk) süslü, çalımlı, kimseyi beğenmeyen, gururlu, kahraman, yiğit
    Konuralp: Yiğitler yiğidi, onurlu yiğit
    Kor: İyice yanarak içine, özüne değin ateş olmuş kömür ya da odun parçası, (mecaz olarak) kıpkırmızı
    Koralp: Kor gibi, kor ateş gibi yiğit
    Koray: Kor gibi kızarmış ay, kıpkırmızı ay
    Korcan: Kor ateş gibi kimse
    Korel: Kor ateş durumuna gelmiş el
    Korer: Kızıl ateş gibi yiğit, kor gibi erkek
    Korkmaz: Hiçbirşeyden çekinmeyen, yiğit, yürekli
    Korkut: Dedem Korkut öykülerinin anlatıcısı sayılan kişinin adından; "korkutmak"tan buyruk
    Köksal: "Yerinden kolayca oynatılamayacak durumda yerleş!"kökünü derinlemesine sal" "kökleş yerleş" anlamında buyruk
    Kubilay: Çin'de "Yu-An" adıyla yeni bir hanedanlık kuran Moğol İmparatoru, Kubilay Han
    Kunt: Sağlam yapılı, sağlıklı, dayanıklı, kalın, sert
    Kunter: Sağlam yapılı yiğit, sert yiğit
    Kurt: Sürülere saldıran, köpek türünden yırtıcı, yabanıl hayvan (mecaz olarak) işini iyi bilen, aldanmaz
    Kurtuluş: Tehlikeli ve kötü bir durumdan kurtulma
    Kutay: Iyilik getiren Ay, uğurlu Ay, kutlu ay, kutlu ve ay gibi
    Kuter: Iyilik getiren yiğit, kutlu yiğit
    Kutlay: Uğurlu Ay, kutlu Ay
    Kutlu: Iyilik, uğur getirdiğine inanılan, uğurlu kutsal
    Kutsal: Tapınılacak ya da uğrunda can verilecek denli sevilen; Dokunulmaması gereken; uğur getirdiğine inanılan Uğurlu, kutlu
    Kutsay: Uğurlu say
    Kuzey: Sağını doğuya, solunu batıya veren bir kimsenin tam karşısına düşen yön

    L

    Lacin: Bir cins şahin - Sarp, yalçın
    Lami: Sert, çatık kaslı veya Aslan
    Lema: Herseye gücü yeten
    Lemi: Becerikli, atılgan
    Levent: Dünya,varlık

    M

    Malkoç: Ünlü bir akıncı soy olan Malkoçoğullarının atası Malkoç Mustafa Bey'in adından
    Meriç: Bulgaristan'dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırları boyunca akraka Enez yakınlarında Ege Denizi'ne dökülen ırmak
    Meriçtan: Meriç Irmağı'nın şafağı, Meriç kıyısındaki sabah vakti
    Mert: Sözünün eri; yiğit bahadır, batur
    Merter: Sözünün eri; yiğit
    Mertkal: Her zaman mert olarak yaşa
    Mertol: Sözünün eri ol, yiğit ol
    Mete: Hun Türklerinin büyük hakanı, babası Teoman'ı öldürerek yerine geçti. (M.Ö. 209), otuz beş yıl Hun tahtında kaldı, Oğuz Han olarak da bilinir Moğol Moğolistan halkından. Moğollar Orta Asya'da bir kavimdi; çok eski Çağlarda Türklerle aynı kavimdendi. Cengiz Han'ın kurduğu Moğol İmparatorluğu tarihte ünlüdür.
    Mutlu: Bütün istek ve özlemlerine kavuşmuş olan, mesut
    Müren: Dereden büyük akarsu, çay, ırmak moran

    N

    Nart: Yürekli, yiğit
    Nayman: Sekiz; Batı Moğolistan'da yaşayan ve sekiz oymaktan oluşan Türk Topluluğu
    Nogay: 1280-1299 yılları arasında Tuna ve Dobruca Tarlalarının başı olarak saltanat süren, Hulagu Han'ca öldürülen kişi, Nogay Han
    Noyan: Ordular komutanı, başkomutan, soylu kişi
    Nurkut: Aydınlık sal, ışık ver
    Nursal: Aydınlık Sal, ışık ver
    Nuyan: Soylu kişi, noyan

    O

    Odil: O tatlı dil
    Olca: Savaşta ele geçirilen mal
    Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih
    Olgaç: Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili
    Oluş: Olma biçimi, var oluş
    Omay: Beğenilen, sevilen
    Ongu: Onmuş olma durumu, sağlık, mutluluk
    Onur: Kişinin kendi öz saygısı, iç değeri, insanın kendine olan saygısı kibir çalım kurum
    Onuray: Onurlu ve Ay gibi güzel
    Oray: Kent üstüne doğan, Ay, kentli Ay
    Oskay: Neşeli, şen, sevinçli
    Oytun: Kuytu yer, beğenilen, güzel kuytu yer, kendisinde kutsallık bulunan, kutsal

    Ö

    Öcal: Sana yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al
    Ödül: İyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen armağan
    Öğün: ("Övünmek'ten buyruk) kendi kendini öv, kendi kendini yücelt, övün
    Öğünç: Övünülecek şey, kıvanç, övünç
    Öke: Olağanüstü yetenekleri olan kimse, dahi
    Ökmen: Akıllı, zeki
    Öktem: Yürekli, yiğit, güçlü, görkemli; ünlü
    Ökten: Güçlü, yiğit
    Önal: Önce davran, başa geç
    Önalan: Önce davranan, önde giden, başa geçen
    Öncel: Birine göre kendinden, önce gelen, selef; yol açan, yol gösteren
    Öncü: Önder, yol gösteren, önde giden, bir işte yol açan
    Öncüer: Önde giden yiğit, öncülük eden yiğit
    Önder: Yol gösterici, kılavuz; büyük bir işte, toplumsal bir olguda önde giden, kendine başkalarını uyduran ve onları yöneten kimse, şef, lider
    Önel: Bir işin yapılması için verilen süre
    Öner: Önde gelen yiğit önde giden erkek
    Över: Bir kimsenin ya da bir şeyin iyiliklerini söyleyebilerek onun Değerini belirtir.
    Övgü: Övmek için söylenen güzel söz, övme
    Övün: Kendi kendini öv, kendini yücelt
    Övül: Başkasınca beğenil ve iyiliklerin söylensin
    Övünç: Bir niteliği nedeniyle övünme işi, sevinme, sevinç, kıvanç
    Özay: Özü Ay gibi
    Özbek: Yürekli, doğru, namuslu; Orta Asya'da yaşayan bir Türk boyu, Bu boydan kimse
    Özberk: Özü sert, özü sağlam
    Özcan: Bir kimsenin kendi öz canı olan
    Özdilek: İçten dilenen şey, içsel dilek
    Özdoğa: Özce doğaya benzeyen kimse
    Özel: Yalnız bir tek şeye, bir ereğe ya da kimseye ayrılmış olan; her Vakit görülenden ayrı, alışılmıştan, olağandan ayrı
    Özen: Bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma, özenme
    Özenç: Bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma işi, özenme işi, özen
    Özer: Özü yiğit, özce erkek, yiğit
    Özerk: Kendi kendini yöneten
    Özgen: Yapıp ettiklerinden hiç kimseye karşı sorumlu olmayan, özgür
    Özgü: Belli bir şeyde ya da kimsede bulunan, başkasında olmayan
    Özgül: Pözü gül kimse; özellikle bir türle ilgili olan, o türe özgü olan
    Özgün: Hiç kimseye benzemeyen
    Özgür: Başkasının kölesi olmayan, eyleminde kimseye hesap vermeyen, hür
    Özinal: Özü inanç verici
    Özinan: Özü inandırıcı
    Özkan: Soylu kan
    Özler: Göreceği gelir, hasret çeker
    Özmen: Özlü kimse, içten kimse
    Özok: Özü ok gibi doğru kimse, doğru özlü kimse
    Özol: Bir şeyin en güçlü bölümü ol, özü ol
    Özsel: Özü sel gibi olan, kimse; içle ilgili, içsel
    Özsoy: Özü temiz, soylu kimse
    Öztan: Gerçek şafakn
    Öztekin: Biricik kimse, benzeri olmayan kimse; öz şehzade, tam bir şehzade
    Öztuna: Gerçek Tuna Irmağı
    Öztunç: Tunç gibi sağlam kimse, özü tunç
    Öztürk: Gerçek Türk; özü Türk, öz Türk

    P

    Pamir: Orta Asya'da yükseltilerle dolu kütle, yayla
    Par: Çeşme; bahçe, gül bahçesi, alev
    Pars: Etoburlardan, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, Yırtıcı bir hayvan
    Pasin: Eski bir Türk oymağını adı
    Pekcan: Sağlam, dayanıklı can; güçlü can; çok cana yakın
    Peker: Sert yiğit, sağlam, dayanıklı yiğit, sıkı yiğit, çok yiğit, pek yiğit
    Pekin: Kuşkuya yer olmayacak denli kesin
    Pekiner: Pek yiğit, kuşkuya yer olmayacak denli yiğit
    Pekşen: Çok şen
    Perk: Sağlam, güçlü, sert, berk
    Polat: Sertleştirilmiş demir, su verilmiş demir, çelik; çelik gibi sert
    Polatalp: Çelik yiğit
    Polathan: Çelik gibi sert han, çelik kağan
    Polatkan: Çelik kan, sağlam kan
    Pusat: Zırh ve korunma araçlarının genel adı; silah

    R

    Raci: Sezgi, anlayış, dikkat
    Rasin: Beyaz ay,dolunay
    Rasit: Dürüst, güvenilir
    Refik: Yüce,ulu
    Reha: Candan, cana yakın
    Renan: Kızıl kan
    Resat: Kahraman, cesur, savasçi
    Resit: Yigit,cesur
    Rusen: Sabah günes dogarkenki zaman
    Rüçhan: Orta Asya'da Tanri dağı,bir Türk boyu

    S


    Sağcan: Sağlıklı can, sağlıklı kimse
    Sağun: Saygıdeğer, kutsal kimse; hekim, doktor
    Sağlam: Dayanıklı, kolay bozulmaz; yıkılmaz; zarar görmemiş, bozulmamış; güvenilir, dürüst
    Salgır: Akarsu
    Salman: Özgür, hiç kimsenin kölesi olmayan
    Saltuk: Kendi başına bir varlığı olan; Doğu Anadolu'da kurulan
    Sanal: Ün kazan, ünlü ol
    Sanalp: Ünlü yiğit
    Sanberk: Ünü sağlam
    Sancar: Eski Türk adlarından; kısa kama
    Sançar: Sancar
    Saner: Ünlü yiğit, tanınmış kimse
    Sanlı: Çok tanınmış, herkesçe bilinenen, ünlü
    Saran: Çevresini kuşatan, çevreleyen; kollarının arasına alan; hoşa giden, beğenilen Sargın insanı saran, çeken, çekici; sevimli; candan, içten, yürekten, tutkun, istekli
    Sarp: Geçilmesi, çıkılması güç, çok dik
    Sarper: Dikbaşlı yiğit, sarp yiğit
    Sarphan: Sarp kağan
    Saruhan: Sarı kağan, sarı han; Saruhan, Selçuk uçbeylerindendi, Manisa'yı alarak Saruhanlı Beyliği'ni kurmuştu
    Savaş: Birbirine düşman iki ordunun çarpışması, silahlı eylem
    Saygın: Saygı gösterilen, güvenilir olan, saygı gören
    Sayhan: Saygı gösteren kağan
    Sayıl: Kendini saydır, saygı gör, önemsen
    Seçen: Iyiyi kötüden ayıran, seçme işini yapan kimse
    Seçkin: Seçilerek en iyi diye ayrılan; benzerleri arasında göze çarpan; seçilmiş
    Seçkiner: Herkesçe beğenilen yiğit
    Sel: Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşarak önüne Gelen herşeyi alıp götüren taşkın su
    Selçuk: Küçük sel; tezcanlı, evecen, hızlı; Selçuklulara adını veren Sultan Selçuk'tan
    Sencer: Halden bilen kimse; kale, hisar; Çağatay hanlarından birinin adı
    Sener: Sen yiğitsin
    Seren: "sermek" eylemini yapan; gemilerde yelken direği
    Sergen: Sergilenmiş olan, sergi; raf
    Sert: Kesilmesi, kırılması, çizilmesi ya da çiğnenmesi güç olan; hoşgörüsüz
    Seyhan: Çukurova'da Adana'dan geçerek Akdeniz'e dökülen büyük ırmak
    Seyhun: Orta Asya'da bir ırmak
    Sezgin: Sezme yeteneği olan kimse, sezici
    Somer: Katışıksız yiğit, tam yiğit
    Sona: Bir tür ördek, suna; artık ondan sonrası olmayan, sona gelen; (mecaz olarak) son çocuk
    Sonay: Artık ondan sonrası olmayan Ay; (mecaz olarak) son çocuk
    Soner: Artık ondan sonrası olmayan yiğit; (mecaz olarak) son erkek Çocuk, son yiğit
    Sorkun: Bir tür söğüt
    Soydan: Soylu, iyi bir soydan gelen
    Soyer: Soyu er, soyu yiğit, soylu yiğit
    Soyhan: Soyu han olan, kağan soylu
    Soykan: Soylu kan
    Soylu: Öteden beri temiz tanınmış, bir aileden olan, soyu temiz olan
    Sökmen: Selçuklular çağında Hasankeyf A rtuklu Beyliği'ni kuran
    Sönmez: Sürekli olarak yanar, hiç sönmeden yanar
    Sözen: Iyi ve güzel konuşan kimse
    Sözer: Iyi ve güzel konuşan yiğit; sözünün eri kimse
    Süalp: Asker yiğit
    Süer: Er yiğit, yürekli kişi, asker yiğit
    Sümer: Aşağı Mezopotamya'da bir bölge Sümer ülkesi; M.Ö. 400 Yıllarında bu bölgede devlet kuran bir türk kavmi

    Ş

    Şahin: Küçük kuşlarla beslenen, eğitilerek kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş sınıfı ve bu sınıftan bir kuş, doğan
    Şahinalp: Şahin gibi yiğit
    Şahiner: Şahin gibi yiğit
    Şan: İyi tanınma, ün
    Şanal: Adın her yanda duyulsun, ünün yaygınlaşsın, iyi ün sahibi ol
    Şanlı: Ünü yaygın, ünlü, iyi ün sahibi
    Şanlıbay: İyi ün sahibi ve varsıl kimse
    Şansal: Adını, şanını her yana duyur, şan ver
    Şanver: Ünün, şanın her yana yayılsın
    Şaylan: Kendini öven, övüngen; neşe saçan, sevinçli; ince, incelikli, nazik
    Şen: Yaşamından memnunluğunu davranışlarıyla gösteren, bunu çevresindekilere de yayan kimse, neşeli
    Şener: Neşeli yiğit, şen yiğit, şen erkek
    Şenol: Her zaman neşeli ol
    Şensoy: Soyu şen kimse, şen soydan
    Şimşek: Çok bulutlu, yağmurlu havalarda, buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan, kırık çizgi biçimindeki çok yoğun elektrik akımı; (mecaz olarak) çok hızlı kimse
    Şölen: Eğlenmek ya da bir güzel olayı kutlamak için yapı

    T

    Tağalp: Dağ gibi yiğit
    Talas: Yelin kaldırdığı toz; kasırga, fırtına
    Talay: Dal gibi ince, Ay gibi güzel; çok büyük göl, deniz
    Talaz: Dalga, kasırga, fırtına.bkz. Talas
    Talu: İyi, güzel, seçilmiş, seçkin
    Tamar: Bkz. Damar
    Tamay: Dolunay, ay'ın dolgun durumu
    Tamer: Bütünüyle yiğit, tam yiğit
    Tamerk: Tam güçlü, özerk
    Tan: Güneş'in doğmasından önceki zaman, şafak
    Tanalp: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi
    Tanay: Şafak kızıllığının Ay'ı, şafak vaktinin Ay'ı
    Tanberk: Şafak gibi aydınlık ve sağlam kimse
    Tanbey: Şafak beyi, şafak vaktinin beyi
    Taner: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi
    Tanerk: Şafak gücü; güçlü şafak
    Tangör: Şafağın doğuşunu gör
    Tanıl: Herkesçe bilin, ünlen, tanın
    Tanju: Yücelik, ululuk, Çinlilerin Türk hakanlarına verdiği unvan, Kağan, hakan, hükümdar. Bkz Tanyu
    Tankut: Uğurlu şafak vakti; şafak uğuru; kutlu şafak
    Tansel: Şafak vaktinin seli
    Tansoy: Şafak gibi güzel soydan kimse
    Tansu: Şaşkınlık verecek denli güzel şe, olağanüstü şey, insanları Hayran eden ve doğaüstü sayılan olay, mucize
    Tanyel: Şafak vaktinin yeli
    Tanyer: Şafağın doğduğu yer
    Taran: Tarla, geniş toprak, geniş yer
    Tarhan: Soylu kimse, bey varsıl kimse
    Tarkan: Eskiden bey, vezir gibi kullanılmış bir san; saygıdeğer kimse; Dağılmış bir durumda olan, karmakarışık, dağınık
    Taşan: Yükselerek bulunduğu yerin kıyısından aşan, kabına sığmayan
    Taşar: Kabına sığmaz, coşar, coşkun
    Taşkın: Taşmış bir durumda olan, coşkun; su baskını
    Taylan: Uzun boylu ve yakışıklı kimse
    Tekant: Tek yemin
    Tekay: Biricik Ay,
    Tekin: Bir tane, biricik, bir benzeri daha olmayan; beyoğlu, yiğit şehzade
    Teoman: Hun İmparatoru Mete'nin, yani Oğuz Han'ın babası
    Tınaz: Ot ya da saman yığını; ekin yığını, yığı
    Timuçin: Büyük Moğol İmaparatorluğu'nun kurucusu Cengiz'in asıl adı
    Timur: Demir; Timurlenk, aksak timur da denilen ünlü Türk-Moğol İmparatoru, yıldırım Beyazıt' tutsak eden kimse
    Tokcan: Doymuş kimse
    Toker: Gözü gönlü tok yiğit
    Tolga: Savaşta askerlerin başlarına giydikleri demirden yapılmış koruyucu başlık
    Tolonay: Dolunay, Ay'ın on dördündeki durumu
    Tolun: Dolgun, dolun, bedir
    Tonguç: Ilk çocuk; çocuk
    Toprak: Toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla çürümüş organik Cisimlerden oluşan ve üzerindeki bütün canlılara yaşama ortamı sağlayan madde; kara; ülke, yurt; topraktan yapılmış
    Toros: Anadolu'nun güneyinde, Akdeniz boyunca uzanan ünlü sıradağ
    Toygar: çayırkuşu, tarlakuşu, torgay, turgay
    Tuna: Karaormanlardan doğup Karadeniz'e dökülen, Abrupa'nın Volga'dan sonra en uzun ırmağı
    Tunacan: Sevgili Tuna, can Tuna
    Tuncel: Tunçtan yapılmış el
    Tuncer: Tunçtan yiğit, tunç gibi sağlam yiğit
    Tunç: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince Benzeyen koyu kızıl alaşım
    Tunga: Alper Tunga adlı söylence yiğidinin adından biri; yiğit, güçlü; Kaplan türünden yırtıcı bir hayvan
    Tutku: Bir şeye karşı duyulan aşırı istek eğilim
    Türkcan: Can türk, sevgili Türk
    Türker: Yiğit Türk, er Türk
    Türkmen: Oğuz Türklerinin bir kolu ve bu koldan olan kimse

    U

    Uca: Ulu, yüce, yüksek, erişilmez
    Uğur: İnsana iyilik getirdiğine inanılan doğaüstü güç ya da bir iyiliğin muştucusu sayılan herhangi bir belirti; iyilik kaynağı olan şey
    Uğuralp: Uğurlu yiğit
    Ulaş: ("Varmak, ardından koşup yetişmek" anlamına gelen "ulaşmak"tan Buyruk) yetiş, eriş
    Ulu: Çok büyük erdemleri olan, yüce; erişilmez derecede yüksek ve büyük;
    Ulualp: Yüce yiğit, ulu yiğit
    Ulubay: Yüce ve zengin kimse
    Uluhan: Yüce kağan
    Umay: Hint Okyanusu adalarında bulunan güvercin büyüklüğünde Zümrüt yeşili kanatları olan, kemikle beslenen, üzerinde Uçtuğu kişiye zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan masal kuşu, devlet kuşu, devlet kuşu; tanrıça
    Umut: Ummaktan doğan iç erinci, umulan şey, ümit
    Ural: Asya'da bir sıradağ; bu sıradağlardan çıkıp Hazer Denizi'ne dökülen bir ırmak
    Utkan: Ateşli kan, od kan
    Utku: Birçok emek ve çekinceli uğraşmalar sonucu erişilen mutlu sonuç, yengi, zafer
    Uygar: Uygarlığın olanaklarından yararlanan ya da böyle olanakları olan bir ülkede yaşayan
    Uygur: VII. Yüzyılda Orta Asya'da büyük bir devlet ve uygarlık kurmuş olan Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse
    Uysal: Yumuşak başlı, söz dinler, söz anlar, uyar
    Uzay: Bütün varlıkları her yandan kaplayan sonsuz boşluk
    Uzel: Usta el, becerikli el, işe yatkın el
    Uzer: Becerikli yiğit

    Ü

    Üçer: Üç yiğit
    Ülgen: Ulu, yüce, yüksek, sağlam; iyilik tanrısı
    Ülkü: Kişiyi umut içinde yaşatan, ulaşılmaya çalışılan yüce dilek, amaç, erek
    Ünal: Ad sahibi ol, ünlen, tanın
    Ünalan: Ad sahibi olan, ünlenmiş kişi, ünü olan kimse, iyi ad sahibi
    Ünalp: Ünlü yiğit
    Ünay: Ünlü ve ay gibi kimse, ünü olan Ay
    Üner: Ünlü yiğit
    Ünlü: Herkesçe tanınan, ün salmış olan, tanınmış
    Ünol: Şan ol, ünlü ol
    Ünsal: Her yana adını duyur
    Ünver: Her yana adını duyur, çok tanınmış biri ol, ünlen
    Ürkmez: Korkmaz
    Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şey

    V

    Varan: Giden, varan
    Varlık: Var olan her şey; önemli, yararlı, değerli şey; var oluş; para Mal, mülk ve genel olarak zenginlik Varol her zaman yaşa
    Vural: Vurarak al, vurup al.
    Vurgun: Vurulmuş çok sevmiş kimse, tutkun

    Y

    Yağan: Yağış
    Yağız: Koyu buğday rengi, esmer
    Yağızalp: Esmer, yiğit, karayağız yiğit
    Yalaz: Ateş dili, ateşin her yana uzanan dili, yalım, alaz
    Yalazalp: Yalımlı yiğit, yalım gibi yiğit
    Yalçın: Düz, çıplak ve dik; düz, kaygan, sarp, dik
    Yalçıner: Sarp yiğit, dik yiğit
    Yalgın: Ilgım, serap; aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek
    Yalım: Ateşin dili, alaz, yalaz, yalaza, alev
    Yalın: Çıplak; içine başka şey katılmamış, sade; gösterişsiz, süssüz
    Yalınalp: Katışıksız yiğit, sade yiğit
    Yalkın: Yalnız, tek, tek başına; ince, zayıf
    Yalman: Düz, çıplak ve yassı taş; mızrak ucu; dik, sarp, yalçın
    Yamaç: Dağın eğik yüzeyi, eğik yanı, bayır; karşı
    Yaman: İşbilir, kurnaz, becerikli
    Yankı: Sesin bir yere çarparak dönmesiyle duyulan ikinci ses
    Yavuz: Çok sert, yaman, yürekli, korkusuz
    Yavuzalp: Korkusuz yiğit, yaman yiğit
    Yenal: Yenerek al
    Yener: Oyun, yarış, savaş gibi şeylerde karşısındakine üstün gelir
    Yengi: Üstün gelme, yenme, utku, zafer
    Yetkin: Yetişkin, olgunlaşmış, erişmiş
    Yıldıralp: Korkutan yiğit, yıldıran yiğit
    Yıldıray: Parıldayan Ay, ışık saçan Ay
    Yıldırım: Büyük bir ışıkla gürültü çıkararak hava ile yer arasında olan elektrik Boşalması, şimşek; Osmanlı İmparatoru Yıldırım Beyazıt'ın adından
    Yiğit: Güçlü ve yürekli; delikanlı, genç, genç adam
    Yiğitalp: Yiğitler yiğidi, erler eri
    Yiğitcan: Güçlü ve yürekli kimse
    Yöntem: Bir işte tutulacak yol, ereğe ulaşmak için tutulacak özenli yol
    Yurdakul: Yurda hizmet eden, yurda kul olan kimse
    Yüce: Yüksek, büyük, erişimez, ulu
    Yücel: Yüce bir duruma gel, yüceleş, büyüdükçe büyü, yükseldikçe yüksel, Büyük ol, ulu ol
    Yüksel: Yükseklere çık, yücel; ilerle

    Z

    Zafer: Amaca ulaşma, başarı - Düşmanı yenme
    Zahit: Parlak yıldız
    Zahir: Zekeriya'nın oğlu olan peygamber - Allah lütufkardır anlamında
    Zekai: Zeka ile ilgili
    Zekeriya: Erkek - Bir peygamber
    Zeki: Çabuk anlayan, kavrayan
    Zeynel: Zenelabidin'in kısaltılmışı
    Zihni: Akılla ilgili
    Ziya: Aydınlık, nur
    Zobu: Itiyarı, delikanlı; hovarda
    Zorlu: Güçlü; tuttuğunu koparan
    Zobu: Itiyarı, delikanlı; hovarda
    Zorlu: Güçlü; tuttuğunu koparan




  3. Kız Bebek İsimleri

    A


    Akcan: Ak yaşam; temiz ruhlu kişi, ak tenli ve cana yakın akça pakça sevgili
    Aksel: Ak renkte sel
    Aksen: Sen aksın, kirlenmemişsin, temizsin
    Aksu: Ak renkli su, köpüren su; Anadolu'da kimi akarsuların adı.
    Akün: Iyi ve temiz ün
    Ala: Alaca, karışık renkli açık kestane rengi, ela
    Alanur: Alacalı ışık, ala ışık
    Alçin: Al renkli küçük bir kuş
    Alev: Yanan ve ışık veren şeylerin türlü biçimlerde uzanan dili, alaz, yalım
    Algül: Al renkli gül kırmızı gül
    Algün: Al renkli Güneş kırmızı güneş
    Alım: Gözü gönlü çeken nitelik,çekicilik, gönül çelen güzellik, albeni
    Alkım: Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla Oluşan yedi renkli görüntü, gökkuşağı ebemkuşağı
    Almıla: Al elma
    Anatolya: Türkiye'nin Asya kıt'asında bulunan topraklarına verilen ad,Anadolu.
    Yunanca-Anatolia, güneşin doğduğu yön .
    Anıl: "Sözü edilmek ya da düşünülmek" demek olan "anılmak" eyleminin buyurma kipinin ikinci tekil kişisi; "daima anılasın" dileğinide içerir.
    Asena: Dişi kurt; güzel kız
    Aslı: Kerem ile Aslı adlı halk öyküsünün kadın kahramanı
    Aslıhan: Kerem'in sevgilisi Aslı'nın bir başka adı
    Aslım: Soyum sopum, kökenim; benim olan Aslı
    Asu: Azgın ve huysuz at
    Aşkım: Sevdiğim, sevgilim
    Aşkın: Benzerlerinden üstün olan, çok, fazla üstün, aşan, geçen; üzüm bağ ve asmalarında Yeni göğeren dallar, dalların ucundaki yapraksız uzantılar, filiz, ışkın.
    Ateş: Odun, kömür, ot gibi özdeklerin yanmasıyla ısı ve ışığın birlikte belirlemesi; Tutuşmuş olan nesne
    Ay: Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi
    Aybike: Ay gibi güzel ve el değmemiş kadın.
    Ayca: Ay gibi, yüzü Ay gibi güzel olan
    Aycan: Ay gibi güzel insan
    Ayça: Ay'ın, ilk günlerinde aldığı yay biçimi, Ay'ın ilk günlerindeki Görünüşü, yeni ay, hilal
    Ayda: Gülgillerden, dere kıyılarında, çayırlarda yetişen bir bitki; şaşma üzülme, İsteklendirme, bilirir bir ünlem
    Aydan: Ay gibi güzel, Ay'dan yapılmış
    Aydeniz: Ay ile denizsin
    Aygül: Ay ve gül gibi güzel
    Aygün: Ay ile Güneş
    Ayla: Ay'ın ve kimi yıldızların çevresindeki görülen ışık çemberi, aylin
    Aylan: Açık alan
    Aylin: Ay'ın ve kimi yıldızların çevresinde görülen ışık çemberi, ayla,
    Aynur: Ay gibi ışık saçan, Ay ışığı
    Ayperi: Ay ve peri gibi, çok güzel
    Aysan: Ay gibi güzel san
    Aysel: Ay ile selden oluşmuş
    Aysın: Ay gibisin, Ay kadar güzelsin
    Aysun: "Sunmak"tan "sun" buyruğu ile Ay'dan oluşmuş bir ad, Ay'ı sun
    Aysuna: Ay gibi güzel yaban ördeği
    Ayşan: Şanı Ay gibi parlak olan, görkemli, parlak
    Ayşen: Ay gibi güzel ve şen, şen Ay
    Ayşıl: Ay ışığı
    Ayşın: Ay ışını
    Ayten: Ay gibi güzel ten, güzel tenli
    Aytolun: Ay'ın en dolgun evresindeki durumu, dolunay
    Aytuna: Gökteki ay ile Tuna Irmağın'dan oluşmuş bir ad
    Aytül: Ay'ın tüllü Ay ile tül, Ay tülü
    Ayzıt: Türk söylencebiliminde güzellik tanrıçası, ödüllendirici tanrıça

    B

    Balcan: Bal gibi can, tatlı can
    Baldan: Bal gibi tatlı, baldan yapılmış
    Balım: "Benim balım" bal gibi tatlım
    Başak: Ekinlerin, taneleri taşıyan kılçıklı başı
    Bediz: Açık , belli, görünen; süs bezek, bedis
    Begüm: Hanım, hanımefendi, saygıdeğer kadın
    Belen: Iki dağ arasından geçen yol, geçit; tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe
    Belgin: Kesin olarak belirlenmiş olan, belirgin açık
    Belgün: Belli, belirli gün
    Beliz: Işaret ve iz nişan ve iz
    Benan: Beni an beni unutma
    Benay: Ben Ay'ım Ay gibiyim
    Bengi: Ölümsüz, sonsuz, sonsuza dek sürecek olan, hiç ölmeyecek olan
    Bengisu: Ölümsüzlük suyu, içene ölümsüzlük vereceği söylenen söylencesel
    Bensu: Ben su gibiyim, güzelim
    Beren: Koyun yavrusu, kuzu; güçlü; tanınmış
    Betül: Erkek eli değmemiş, erkekten uzak yaşayan, namuslu kadın
    Bezen: Bezek, çok göze çarpan süs.
    Bike: Evlenmemiş, çocuk doğurmamış, erden
    Bilge: Çok ve sağlam bilgili, bildiğini kendisi ve başkaları için en yararlı bir biçimde kullanabilen, geniş ve derin bilgili
    Bilgül: Bil ve gül, "bilirsen gülersin, mutlu olursun"
    Bilgün: "Günü bil"
    Binnaz: Bin türlü naz eden, bin tane naz
    Bircan: Biricik ve cana yakın
    Birce: Biricik, bir tanecik
    Birgül: Bir tek gül
    Birim: Bir niceliği ölçmek için kendi türünden seçilen örnek ve değişmez parça; birtanem, biriciğim
    Biriz: Bir tekiz
    Birsel: Bir sel gibisin, bir selsin
    Burcu: Güzel koku, ıtır
    Burcum: Güzel koku; burcu
    Burçak: Taneleri hayvan yemi olarak kullanılan, mercimeğe benzeyen bir bitki
    Burçin: Dişi geyik, bozçin, bürçin
    Büklüm: Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka ya da kat kıvrım
    Büyüm: Benim büyüm

    C

    Canal: Güzelliğinle canlar yak
    Candan: Içten, yürekten
    Cankat: Mutluluk getiren cana can kat
    Canöz: Canın özü, yaşamın özü
    Cansen: Can sensin
    Cansın: Tatlısın, sevgilisin
    Cansun: Güç sun, canlılık sun
    Ceren: Çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan
    Ceylan: Çölde yaşayan, geyik türünden, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, çok hızlı koşan, ince bacaklı, çok güzel bir hayvan, ceren

    Ç

    Çaba: Bir işi yapmak için harcanan güç
    Çağ: Belirli bir özelliği göz önünde tutularak ele alınan zaman bölümü
    Çağıl: Çağ ile ilgili, çağdaş; çakıl, "çağıl çağıl" ikilimesinden biri
    Çağın: Şimşek, yıldırım
    Çağla: Erik, kayısı ve özellikle bademin taze yemişi, ham yemişi
    Çağlayan: Akarsuyun, yüksekten çağıltılarla, köpürerek döküldüğü yer
    Çığıl: Başa takılan altın
    Çiçek: Bitkinin, genellikle güzel, kokulu, renkli bölümü
    Çiğdem: Türlü renklerde çiçek açan bir kır bitkisi
    Çiler: Güzel ötüşlü, bülbül gibi çileyen
    Çimen: Doğal olarak biten çim, yeşillik
    Çise: Çiseleyen yağmur damlası
    Çisem: Çise

    D

    Dal: Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
    Damla: Yağmur ya da bir sıvanın, çok küçük, yuvarlak biçimli parçası
    Defne: Defnegillerden, anayurdu Anadolu olan ve özellikle Ege Bölgesin'nde bol yetişen yaprakları güzel kokulu, yaz kış yeşil kalan bir ağaç
    Demet: Ekin, çiçek gibi bitkilerin birkaçının yada bir bölümünün bir arada bağlanmış biçimi
    Deniz: Yeryüzünün büyük bir bölümünü örten, derin ve çok geniş tuzlu su
    Derin: Dibi yüzeyinden yada ağzından uzak olan, derinliği olan; Çok içten gelen ve içe işleyen
    Devrim: Kısa zaman içinde, olumlu yönde önemli niteliksel değişmelere yol açan devinim
    Dicle: Kaynağı kuzeydoğu Anadolu'da bulunan, ülkelerimizden sonra Irak topraklarından
    geçerek denize dökülen büyük ırmak
    Dilek: Dilenilen şey, istek
    Diren: Harmanda sapları yaymaya yarayan uzun çatallı ağaçtan yapılmış araç
    Diril: "Dirilmek"ten buyruk; el dokuması bez
    Dirim: Canlılık, dirilik, sağlık, yaşam
    Doğa: Canlı ve cansız nesnelerden oluşan varlığın tümü; Kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç; yaratılış
    Doğu: Güneş'in doğduğu yön
    Dolunay: Ay'ın dolun durumu, Ay'ın bütünüyle parlak olduğu zamanki hali, Ay'ın her ayın ortalarında aldığı dolgun görünüm
    Doruk: Bir dağın, bir tepenin, yüksek bir yerin, tepesi, en yüksek yeri
    Duru: Bulanık olmayan, açık, temiz
    Durugül: Arı duru ve gül gibi güzel
    Durusu: Bulanık olmayan, dalgasız, pırıl pırıl ve dibi görünen su; temiz su
    Duygu: Iyi ve güzel şeyleri sevebilme, onları duyumsayabilme yeteneği; Anımsanacak duyuş; gönülden uyanan yankı ya da tepki; duyumsama

    E

    Ece: Kral karısı ya da krallığı yöneten kadın, kraliçe; (mecaz olarak) türdeşleri arasında üstünlüğü, yeteneği olan kadın, güzel kadın
    Ecem: Benim olan ece, kraliçem
    Ekim: Toprağa tohum ekme işi, ekmek eylemi ve biçimi (Ekim ayında doğan çocuk için)
    Ekin: Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya değin aldığı durumun tümüne verilen ad; buğday
    Ela: Sarıya çalan kestane rengi, ala
    Elçim: Deste, demet, tutam
    Enginsu: Açık deniz
    Erenay: Yetişip gelen Ay
    Erensu: Ermiş gibi ve su gibi aziz olan
    Ergül: Erken açmış gül; erken gülesin, erken mutlu olasın
    Esen: Vücutta hiçbir eksikliği olmayan, sağlıklı; sağlığı yerinde olan esmekte olan yel
    Esin: Içe doğan şey, bir şeyi yaratmaya yönelten güzel duygu; tatlı tatlı esen yel, esinti
    Esmen: Esici,esen
    Eti: Anadolu'da milattan önce 1900-1200 yılları arasında egemen olan, büyük uygarlık kuran Orta Asyalı bir ulus, Hitit
    Evrim: Kendiliğnden oluşan değişim, dönüşüm
    Evşen: "Evi şenlendiren", "evin neşesi, şenliği
    Eylem: Bir değişiklik doğurabilecek etkili davranış; yapılan iş
    Eylül: Yılın dokuzuncu ayı
    Ezgi: Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran ses dizisi uyumlu ses; müzikli ses, şarkı, türkü
    Ezgü: İyi kimse

    F

    Filiz: Yeni sürmüş körpe dal; dal haline gelmiş körpe tomurcuk
    Funda: Çalı görünüşünde ve çok çeşidi olan bir bitki, süpürge otu

    G

    Gelincik: Kırmızı ve büyük çiçekli bir kır bitkisi
    Gizem: Açıklanamayan ya da çözülemeyen soru, aklın çözemediği, erişemediği şey
    Gonca: Henüz açılmamış, tomurcuk
    Goncagül: Açılmamış gül, tomurcuk gül
    Gökben: Mavi benli
    Gökçe: Mavi gözlü, mavice
    Gökçen: Güzel; yiğit; mavi gözlü, gökmen
    Gökmen: Güzel; yiğit; mavi gözlü sarışın
    Göksel: Gökle, gökyüzüyle ilgili
    Göksen: Sen göksün
    Göksu: Mavi su
    Gökşen: Mavi gözlü ve şen

    H

    Hepgül : Yaşam boyu gül, yaşam boyu mutlu ol, mutluluk içinde yaşa
    Hepgüler : Hiç durmadan güler, boyuna güler, her zaman güler; yaşamboyu mutlu olur

    I

    Ilgaz: Çankırı-Kastamonu arasında, Batı Karadeniz Bölgesi'nin en yüksek dağlar topluluğu
    Ilgım: Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanıltısı, güneş ışınlarının eğilmesiyle ilgili, gözü yanıltan bir doğa olayı, serap
    Ilgın: Beyaz ya da pembe çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaçcık (genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunur)
    Irmak: Akarsuların en büyüğü
    Işık: Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç; nesneleri görmemize yarayan fiziksel erke; Güneş ve benzeri bir kaynağın yaydığı aydınlık
    Işıl: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık
    Işılay: Işıldar ışık verir, pırıldar, şavkır, ışıl ışıl yanar, ışık saçar
    Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ve uzayıp giden ışık çizgisi
    Işınsu: Işın saçan su, ışıklı su, ışıklı su, parıldayan su, pırıl pırıl su

    İ

    İçim: Bir yudumda içilecek miktar; bir şey içilirken alınan tat çok güzel çok alımlı, çok çekici demek olan bir içimsu deyimindede geçer
    İldeniz: İldenizoğulları Devleti'ni kuran Türk büyüğü, ülke denizi
    İlgi: İki şey arasındaki bağıntı, bağ, ilişki; bir şeye karşı duyulan bilme isteği
    İlkay: Ay'ın ilk günlerindeki durumu
    İlkcan: Genellikle ailenin ilk doğan çocuğuna verilen bir ad, ilk sevgili
    İlke: Kendisinden vazgeçilemeyecek ana düşünce, uyulması gereken davranış kuralı
    İlknur: İlk ışık
    İlkyaz: Kıştan sonra gelen güzel mevsim, ilkbahar
    İlter: Yurdu koruyan, yurdu savunan, yurtsever
    İmge: Düş, hayal, görüntü, tasarım
    İnce: İnce yapılı; kalınlığı az olan; düşünce, davranış bakımından incelik gösteren
    İnci: İstiridye ve benzeri kabuklu deniz hayvanlarını içinden çıkan, süs eşyası olarak kullanılan, sedef renginde, çok değerli, yuvarlak ve sert tanecik
    İpek: İpekböceğinin kozasından çıkarılan çok ince ve parlak tel; bu tel ile dokunmuş (kumaş) ince ve yumuşak
    İzgi: İyi, güzel, doğru, akıllı, zeki

    J

    Jale: Gece olusup, sabah çiçeklerin üzerinde görülen damlacik, çiğ
    Jalenur: Parlayan, ışıldayan çiy
    Julide: Karışık, karmaşık - Derinlik





  4. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  5. K


    Kanat: Kuşların ve uçucu böceklerin uçmalarını sağlayan organları

    Karaca: Geyik türünden, boynuzları, küçük ve çatallı bir av hayvanı, dağ keçisi yaban keçisi
    Kıvılcım: Yanmakta olan maddeden sıçrayan küçük ateş parçası
    Kutlu: Uğur getirdiğine inanılan, uğurlu, kutsal
    Kuzey: Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön

    L

    Lale: Yaprakları, uzun, çeçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte, güzel bir süs bitkisi ve onun çiçeği
    Leman: Parıldayan, parıltı
    Lerzan: Titreyen, titrek, parıldayan titrek ışık
    Leyla: Gece, uzun ve karanlık gece

    M

    Maral: Dişi geyik, meral
    Maviş: Ak tenli ve mavi gözlü
    Meltem: Yazın karadan denize doğru esen ve tatlı bir serinlik yapan Mevsim yeli
    Meral: Dişi geyik, maral
    Meriç: Bulgaristan'dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra, Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi'ne dökülen ırmak
    Mine: Maden eşya üzerine işlenen renkli sır tabakası, çok ince nakış
    Mutlu: Bütün istek ve özlemlerine kavuşmuş olan
    Müge: Çan biçiminde ak çiçekler açan bir süs bitkisi,ünçiçeği

    N

    Naz: Kendini sevdirme davranışı, nazlanma, cilve
    Nazlan: Naz yap, cilveli ol
    Nazlı: Naz yapan, cilveli, işveli
    Nazlım: Naz yapanım, işvelim, cilvelim, benim nazlım
    Neşe: Üzüntüsü olmamaktan doğan ve dışa vurulan sevinç
    Nice: Ne kadar, ne denli, nasıl, oldukça çok
    Nil: Afrika'da Viktorya Gölü'nden çıkıp Mısır'ı baştan başa geçerek Akdeniz'e dökülen büyük ırmak
    Nilay: Nil ve Ay, Nil'e ışıklarını saçan Ay
    Nilgün: Nil ile Güneş, Nil Güneş
    Nilüfer: Durgun sularda yetişen, yaprakları yuvarlak ve geniş beyaz, sarı, mavi, pembe, çiçekli bir bitki
    Nur: Aydınlık, parıltı, ışık
    Nurcan: Işık ile can, ışık ile yaşam, aydınlık yaşam
    Nurdan: Işıktan yapılmış
    Nurperi: Işıktan yapılmış ve peri kadar güzel; güzel ışıklı peri
    Nursel: Işık, ışıktan yapılmış sel
    Nurseli: Işık seli
    Nursen: Işık sensin, sen ışıksın
    Nurşen: Işıklı ve şen, aydınlık ve yaşamından memnun; ışık ve mutluluk saçan

    O

    Odil: O tatlı dil
    Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih
    Olgaç: Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili
    Omay: Beğenilen, sevilen
    Oskay: Neşeli, şen, sevinçli
    Oya: İğne, firkete, tığ, ya da mekikle yapılan, iprişimden önce dantel oya gibi güzel olan
    Oylum: Derinlik, bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, kıvrım, bukle

    Ö

    Ödül: Iyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen şey armağan
    Öğün: Güzelliğinle, herşeyinle, övün, kendini öv
    Öğünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, Övünme; kıvanç, övünç, sevinç
    Övgü: Övme, övmek için söylenen söz
    Övgül: Övgüye değer, övülmeye değer, övülesi
    Övül: Övülesin
    Övünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övgünç,
    Öykü: Ayrıntılarıyla anlatılan olay; gerçek ya da tasarlanmış olayları Anlatan, romandan kısa düzyazı türü, hikaye
    Özde: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan
    Özden: Yürekten, içten, candan; gerçekten; temiz soylu; özsu
    Özen: Bir işi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma, özenme; istek heves
    Özge: Başka, başkası, el yabancı
    Özgen: Özü geniş, özgür, başkasının kölesi olmayan
    Özgü: Özellikle biriyle ya da bir şeyle ilgili, belli bir şey de ya da kimsede bulunan
    Özgül: Özellikle bir türle ilgili olan; özü kendisi gül gibi olan
    Özgün: Bir benzeri olmayan yalnız, kendisine özgü nitelikleri taşıyan
    Özgür: Hiçbir kimseye, hiçbirşeye bağlı olmayan, başıboş olan, köle olmayan
    Özlem: Kavuşma isteği, bir şeye karşı duyulan istek, göreceği gelme
    Özlen: Görme isteği uyandırır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler
    Öznur: Öz ışık, özü ışık
    Özperi: Gerçek peri, gerçek güzel, özü peri gibi
    Özselen: Öz ses, öz bilgi, gerçek sel yatağı gerçek bolluk
    Özsu: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su

    P

    Papatya: Baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı çiçekli bir kır bitkisi
    Parla: Parılda, pırıl pırıl aydınlık saç
    Parlar: Parıldar, pırıl pırıl eder, ışık saçar
    Pelin: Yapraklarında ve öteki bölümlerinde acı, ıtırlı bir madde bulunan, birçok türleri olan bir bitki
    Pelit: Meşe ağacı ve yemişi
    Petek: Arıların bal depo etmek için balmumundan yaptıkları düzgün altıgen biçiminde gözeler topluluğu
    Pınar: Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak
    Pırıl: Parlak

    R

    Radife: Bir yıldızın yakınında bulunan bir başka yıldız
    Rana: Iyi, güzel, yumuşak, hoş
    Reyhan: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen
    Rezzan: Ağırbaşlı
    Ruhsar: Yanak, yüz, güzel yüz

    S

    Sabah: Gündüzün ilk saatleri, öğleye kadar olan vakit
    Salkım: Çoğunlukla bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş; Baklagillerden bir ağaç ve bunu çiçeği; sarkan şey, hevenk
    Seçen: Seçme işini yapan, bir şeyi seçen
    Seçil: Güzelliğinle, varlığınla seçilesin
    Seçkin: Seçilerek en iyi diye ayrılmış olan; benzerleri içinde niteliklerinin üstünlüğüyle göze çarpan, üstün
    Seden: Gözü açık, uyanık
    Sel: Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşup önüne ne gelirse alıp götüren taşkın su
    Selay: Sel ayı, sellerin çok olduğu ilkyaz ayları
    Selen: Ses, gürültü, haber, bilgi, yakın yer, çevre, varlık, bolluk, duruş, tavır, sel yatağı
    Selin: Öğünç, sevinç
    Selvi: Kış yaz yaprağını dökmeyen, ince uzun bir ağaç, servi selbi
    Senem: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı
    Seren: Gemi direği uzun ağaç, "sermek" eylemini yapan
    Serin: Ilık ile soğuk arası, az soğuk, serinlik veren
    Serpil: Geliş ve büyü, boylan, boy at; ince ince savrularak yağ
    Seval: Beğen al
    Sevgi: Insanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye iten duygu, sevme duygusu, tutkunluk, sevi
    Sevi: Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu
    Sevil: "Kendini sevdir" sevgiye yaraşır ol
    Sevilay: Sevilen Ay'sın
    Sevim: Güzellik, hoşluk, sevimlilik, hoşa gitme hali, şirinlik, alımlılık
    Sevinç: İstenen ya da hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku
    Sezen: Açık bir kanıt olmadığı halde olmuş ya da olcak bir şeyi kestiren, duyumsayan
    Sezgi: Aklın yardımı olmadan, gerçeğin doğrudan doğruya kavranması bir şeyi önceden bilme, duyumsama yeteneği, sezme yeteneği, seziş
    Sezgin: Sezgisi olan
    Sezin: Sezinleme işi, sezme
    Sıla: Kişinin doğup büyüdüğü ve gurbette iken özlediği yer
    Sibel: Henüz yere düşmemiş, havada uçuşan yağmur tanesi, buğday başağı
    Simge: Bir özelliği tümüyle kendinde toplayan örnek, bir şeyin göstergesi
    Sonay: Yılın son ayı
    Songül: (Doğan son çocuğa konur) güllerin sonuncusu
    Su: Rengi kokusu, tadı olmayan sıvı
    Suna: Bir sülün türü, bir tür sülün, yaban ördeği

    Ş

    Şanal: Ün kazan, ünlü bir kimse ol, ünlen
    Şenay: Neşeli Ay
    Şener: Şen kimse, şen kişi
    Şengül: Neşeli gül
    Şengün: Neşeli gün
    Şeniz: Hepimiz neşeliyiz, neşeli iz
    Şenkal: Neşeli ve şen kal
    Şenol: Neşeli, şen ol
    Şensoy: Neşeli soy, şen soy
    Şensu: Neşeli su, şen su
    Şölen: Eğlenmek ya da bir olayı kutlamak üzere, bir çok kimsenin biraraya gelip birlikte yedikleri yemek, yemekli eğlenceli toplantı

    T

    Tamay: Dolunay
    Tan: Güneş doğmadan önceki alaca karanlık, sabah aydınlığı
    Tanay: Tan zamanı doğan Ay, çok güzel kimse
    Tansel: Sabah aydınlığının seli
    Tanseli: Sabah aydınlığının seli
    Tansu: Insana şaşkınlık veren, akıl yoluyla açıklanamayan doğaüstü olay, tansık, mucize
    Tanyel: Sabah aydınlığının yeli, sabahın çok erken saatlerinde esen yel
    Tanyeri: Güneş'in doğmak üzere olduğu sırada ufukta hafifçe kızaran aydınlık yer
    Tekgül: Biricik gül
    Tezcan: Sabırsız, atılgan
    Tolunay: Ay'ın en dolgun göründüğü zaman, ayın dördü, Ay'ın on dördü gibi, çok güzel, dolunay
    Tomris: (Türkçe "temür" "demir" sözcüğünden değiştiği sanılıyor) İskit Türklerinin Kafkasya'da oturan kolu olan Massagetlerin ünlü kraliçesinin adı
    Tomurcuk: Çiçek vercek olan gonca, bir bitkinin üzerinde bulunan, ilerde sap, çiçek ya da bir çok yaprak verecek olan küçük kabartı, domurcuk
    Toprak: Üzerinde tüm bitkilere ve öteki canlılılara yaşam ortamı sağlayan, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla organik cisimlerden oluşan madde, arazi, tarla, kara, ülke
    Tumay: Sessiz, durgun, dingin
    Tuna: Karaormanlar'dan doğup Karadeniz'e dökülen ve Avrupa'nın Volga'dan sonra en uzun ırmağı
    Tutkun: Gönül vermiş, bağlanmış, çok sevmiş, tutulmuş
    Tülay: Tülden yapılmış ay
    Tümay: Bütünlenmiş Ay, dolunay
    Tüzün: Düzenlilik, düzgünlük, düzgün, iyi bir soydan gelen, soylu
    Tüzüner: Yumuşak huylu, düzenli kimse

    U

    Uçay: Uçtaki ay
    Uğur: Halkın kimi olgularda gördüğü iyilik muştusu, kimi nesnelerde var olduğuna İnandığı iyilik kaynağı, iyilik
    Umay: (Farsça "hüma" hümay'ın Türkçeleşmiş biçimi) Hint Okyanusu adalarında bulunan, güvercin büyüklüğünde, zümrüt yeşili kanatları olan, kemikle beslenen, üzerinden geçtiği kimselere zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan, masal kuşu, devlet kuşu,
    Umut: Ummaktan doğan iç erinci, umulan şey
    Utku: Birçok emek ve çekinceli uğraşlar sonucu erişilen mutlu sonuç, yengi, zafer
    Uysal: Yumuşak başlı, söz dinler, söz analar
    Uzay: Bütün varlıkları her yandan kaplayan sonsuz boşluk

    Ü

    Üçgül: Üç küçük yapraktan oluşan, bileşik yapraklı, pembe, beyaz, kırmızı mor ve sarı renkte çiçekler açan bir ot
    Ülgen: Yüce, yüksek, ulu, büyük, sağlam, iyilik tanrısı
    Ülke: Bir devletin egemenliği altındaki toprakların topu
    Ülker: Boğa burcunda yer alan ve yedi yıldızdan oluşan takımyıldızı
    Ülkü: Insanı umut içinde yaşatan, ulaşılmaya çalışılan yüce dilek
    Ülküm: "Benim olan ülkü", "benim ülküm", "ulaşmak istediğim yüce dilek".
    Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şey

    V

    Vahide: Bağışlayan
    Vedia: Korunmasi için bırakılan emanet
    Verda: Gül
    Vildan: Yeni doğmuş çocuklar

    Y

    Yağan: Gökten yere dökülen
    Yağmur: Havadaki su buharının yükseklerde soğuyarak yoğunlaşması sonucu yere düşen su damlacıkları
    Yakut: Kuzey Sibirya'da yaşayan bir Türk boyu; bu boydan olan kimse, parlak, kırmızı renkte çok değerli bir taş
    Yaprak: Bitkilerin, çeşitli biçimlerdeki düz ve yeşil kısımları
    Yaşam: Canlıda, doğumdan ölüme değin geçen süre
    Yeliz: Yelce, yel gibi, güzel aydınlık
    Yeşim: Yeşil renkte çok değerli bir taş
    Yıldız: Gökyüzünde geceleri görülen ışıklı gök cisimlerinin adı.
    Yonca: Hayvan yiyeceği olarak yetiştirilen, baklagillerden, güzel bir ot
    Yosun: Toprağın, kayaların, ağaçların üstünde yetişen, suların yüzünde ve dibinde bulunan çiçeksiz bir bitki
    Yudum: Bir içimlik sıvı, bir içişte yutulacak miktar
    Yüksel: Yukarı çık,ilerle

    Z

    Zeliş: Din kitaplarındaki Yusuf ile Züleyha öyküsünün kadın kahramanı
    Zeren: Kavrayışlı, anlayışlı zeki
    Zeynep: Güzel, süs, tombul
    Zühre: Çobanyıldızı, Çolpan
    Zuhal: Satürn gezegeninin adı.
    Zulal: Hafif, güzel, soğuk su.
    Zübeyde: Öz, asıl
    Zühre: Çoban yıldızı, venüs.
    Züleyha: Su perisi - Hz.Yusuf'un karısı
    Zümra: Akıllı, çabuk kavrayan kadın.
    Zümrüt: Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.




  6. Si bellé

    Esila
    Elisa
    Almila



 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.