Hoşgeldiniz.

Miraç kandili hakkında... Miraç Efendimiz (aleyhisselatü vesselam)’in ifa ettiği eşsiz kulluğuna mükafat olarak kazandığı velayetin bir ifadesinden barettir Allah yerde eserleriyle kendisini beşere gösterdiği Peygamber
  • 5 üzerinden 4.67   |  Oy Veren: 3      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Miraç kandili hakkında kısa özet bilgiler

    Sponsorlu Bağlantılar




    Miraç kandili hakkında...
    Miraç Efendimiz (aleyhisselatü vesselam)’in ifa ettiği eşsiz kulluğuna mükafat olarak kazandığı velayetin bir ifadesinden barettir
    Allah yerde eserleriyle kendisini beşere gösterdiği Peygamberimizi gökler âleminin sakinlerine de göstermek için O’nu o yüce meclislerde dolaştırmış ve her yer üzerinde hükmünün geçtiğini bütün âleme göstermiştir.

    Peygamberliğinin değil kulluğunun bir semeresi ve neticesi olan Mirac yolculuğunda Efendimiz (sas) kendisini çepeçevre saran kanun ve sebepleri aşarak beşeriyete ait perdeleri geçip uzun mesâfeleri bir hamlede kat etmiş yıldızları sistemleri birer merdiven birer basamak birer atlama taşı gibi kullanıp Rabb’ini görmeye mâni buudları geride bırakmış cismen ve rûhen vardığı makamdan Cenâb-ı Hakk’ı müşahede etmiştir. Peygamberlerle selâmlaşmış melekleri görmüş Cennet’i ve güzelliklerini Cehennem’i ve azâmetini temâşâ etmiştir. Melekler O’na teşrifatçılık yapmış huriler perdedar olmuştur. Yıldızlar kaldırım taşı gibi ayaklarının altına serilmiş bineğiyle berk gibi bütün mekanı kat edip tekrar insanlık içine dönmüştür. İşte Miraç bu yüce yolculuğun adıdır.

    Allah Nebisine sahip çıkıyor

    Efendimiz (sas) bütün zorluklara rağmen kulluğunda öyle olgunluğa ve dolgunluğa ermişti ki kendisine açılan o kapıdan içeriye girerken kulluğun zirvelerine çıkmıştır. Miraç bir yönüyle bunun ifadesidir. Miraç en zor şartlar altında dahi kulluğundan fedakarlıkta bulunmayan Efendimiz’in (sas) insanların kendisine bütün bütün sırtlarını döndüğü bütün sebeplerin kapandığı “Bunlarla kız alıp vermeyeceksiniz. Çarşıda pazarda bir şey satmayacaksınız. Onlara hiçbir şekilde yardımda bulunmayacaksınız. Her türlü ilişkinizi keseceksiniz.” dedikleri dönemde ve zâhiren hiçbir çıkış yolunun görünmediği anda Allahu Teala Efendimiz’in (sas) kalbini taltif etmek ve kırılan gururunu onurunu hoşnut etmek için O’nu katına almıştı. Hatta böylesi olumsuzlukların yaşandığı bir dönemde Efendimiz (sas) bir de iki büyük yara almıştı.

    Bu gece Allah Resulune Vahyedilen Bakara suresinin son iki ayeti:

    “Peygamber Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a meleklerine kitaplarına peygamberlerine iman ettiler. “Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik itaat ettik. Ey Rabbimiz affına sığındık! Dönüş sanadır” dediler. Allah her şahsı ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”

    Miraç nedir?

    Miraç kelime manası itibarıyla “merdiven” “yükselecek yer” “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göklerin İlâhî derinliklerine doğru pervaz edip ruhen ve bedenen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmıştır. Kur’an-ı Kerim (İsrâ 17/1; Necm 53/8-11.) ve hadis-i şeriflerle (Buhari Salat 1; Müslim İman 259.) hakikati sabit olan Miraç hadisesi beşer idrakinin üstünde ve zaman ve mekan hudutları dışında cereyan etmiş ulvî bir tecellidir.

    Bu gece ne yapmalı?

    Eğer kişi Kur’ân’ın dilinden kalp kulağıyla iman derslerini dinleyip başını kaldırıp vahdete tam yönelse “kulluğun miracı”yla kemalat arşına çıkabilir. Miraç’ta iman hakikatleri gözle görüldüğü için bu kandil gecesi imanî konuları ve o konular içinde Miraç’a ait meseleleri derinlemesine okuyup mütalâa etmek lâzımdır. “Mirac-ı imânî” ile âdeta İlâhî mükâlemeye nail olmalıdır. Camilerde cemaatle kılınan akşam ve yatsı namazları ve okunan Kur’ân’larla kıvamını bulan ruhlar daha sonra evlerine çekilmeli evlerindeki Mescid-i Haram mesabesindeki odalarından seccade Burak’ına binerek ilham Cebrail’i eşliğinde ihlas Mescid-i Aksa’sına varmalı; orada gözyaşıyla karışık bir kâse mânâ sütü içtikten sonra secdelerin miracıyla yükselip âyetlerin kanatlarında ruhunun mülk ve melekût semalarına yelken açmalı her rek’atta âdeta bir kat yukarılarına doğru yücelmeli bir noktadan sonra binek değiştirip ihsan Refref’ine binerek kendi kemal sidre-i müntehalarında pervaz etmeli nihayet insanda arş-ı azam mesabesindeki kalbin derece-i ufkuna urûç ile tâ kâbı kavseyne ulaşıp “Et-tahiyyâtü”nün sırrıyla huzur-u kibriya’da sünûhât ve ilhâmât ötesi bir nevi mükâleme-i İlâhiye ve müşahede-i Rabbâniye’ye mazhar olmalıdırlar.

    Miraç Peygamberimiz’e hastır

    Bütün namazlar niyazlar oruçlar ve çileler; namazın niyazın orucun manasını halka anlatmalar ve bütün bunları birer merdiven yapmalar Efendimiz’in (sas) miraca yükselmesine vesile olmuştur. Böyle bir şeref Efendimiz’den (sas) başka ikinci bir peygambere nasip olmamış sadece O’na has bir keyfiyettir. Her nebi kendi ruhunda Allah’ın huzuruna çıkmış kurbu huzura müşerref olarak iltifat görmüştür. Fakat bütün gökleri ve cennetleri bilemediğimiz keyfiyet içinde yapılan böyle bir miraç sadece Allah Rasûlü’ne hastır. İşte bizler de böyle kadri yüce civanmert bir Nebi’nin arkasında bulunmanın hazzı içinde doya doya bir namaz kılıyoruz


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Miraç Peygamberimiz Hz. Muhammed s.a.v.'e ikram edilen en büyük mucizelerden birisidir. Bu mucize hicretten birbuçuk yıl önce Receb ayının 27. gecesinde gerçekleşmiştir. Allahu Tealâ Mirac gecesi Rasulullah s.a.v. Efendimiz'i üç müjde ve hediye ile birlikte ümmetine göndermiştir.
    Miraç mucizesi “isra” olayı ile başlamıştır. İsra gece gitmek ve götürmek demektir. Allahu Tealâ Habibi Hz. Muhammed s.a.v.'e yaptırdığı bu gece yolculuğunu ayette şöyle anlatır:

    “Kulu Muhammed'i geceleyin Mescid-i Haram'dan kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah her türlü noksan sıfatlardan münezzeh uzak ve temizdir. Şüphesiz O her şeyi hakkı ile işiten ve görendir.” (İsra 1)
    İsra'dan sonra Miraç gerçekleşmiştir. Miraç yükselmek demektir. Yükseğe çıkaran araca da miraç denir. Alemlerin sahibi Yüce Allah dostu Hz. Muhammed s.a.v.'e gecenin çok kısa bir anında kainat sarayını ve melekût/gayb alemini gezdirmiştir.

    Melekût Alemini Şereflendiren Misafir
    Bu yolculuk ve ziyarette gökteki meleklerin reisi Hz. Cebral'i a.s. kendisine refakatçi yapmıştır. Mekke'den Küdüs'e Burak isimli binekle yapılan yolculukta Hz. Cebrail binitinin üzengisini Hz. Mikail de yularını tutmuştur. Kainatın bu en şerefli misafiri teşrif ettiği bütün makamlarda görüştüğü peygamber melek ve diğer varlıkları şereflendirmiştir. Yüce Allah ona yedi kat gökleri ve içindekileri göstermiş madde aleminden öteye geçirmiş gayb aleminin sırlarını açmış mekândan münezzeh bir şekilde huzuruna almış cemalini göstermiş kendisiyle selamlaşmış ve konuşmuştur.
    Hz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz bu mucizeyi saadetli ruh ve cesediyle birlikte yaşamış görmüş ve tatmıştır. Buharî ve Müslim başta olmak üzere meşhur hadis ve tefsir kitaplarımız bu mucizeyi detaylı bir şekilde anlatmaktadır.
    Bu mucize bu şekliyle dünyada hiçbir peygambere verilmemiş başka kimseye de verilmeyecektir. Fakat Allahu Tealâ salih kullarına farklı boyut ve şekillerde miracın bir numunesini yaşatmaktadır. Yüce Allah terbiye olup manen ilâhi huzurda kabul görecek güzelliğe ulaşan dostlarını doyumsuz dostluğu ve mekândan münezzeh yakınlığı ile şereflendirmektedir. Yüce Allah kullarını buna davet etmiş ve o makama çıkanlara Kur'an-ı Hakim'de “mukarrebun” ismi verilmiştir (Vakıa 12).
    Hadislerde bu hal ihsan ve müşahede makamı olarak tanıtılmıştır. Tasavvufta bu terbiyeye Seyr u sulûk ismi verilir. Arifler Yüce Allah'ı tanımaya marifetullah O'na ulaşmaya vuslat bütün benliği ve sevgisi ile ilâhi muhabbet içinde kaybolmaya Fenafillah bu hal içinde kalmaya Bekabillah derler. Hepsi ilâhi yakınlığı aşkı ve dostluğu ifade eder.

    .



  3. Müminlere Verilen Üç Hediye
    Allahu Tealâ Mirac gecesi Rasulullah s.a.v. Efendimiz'i şu üç müjde ve hediye ile birlikte ümmetine göndermiştir:
    1. Ümmetinden Allah'a ortak koşmadan ölen kimselerin affedileceği.
    2. Beş vakit namaz.
    3. Bakara Suresi'nin son iki ayeti. (Müslim Tirmizî Nesaî Suyutî)
    Bu üç hediye kıyamete kadar gelecek her mümine verilmiş en büyük hediyelerdir. Bu hediyeler kısaca iman namaz ve niyazdır. Bunların bu gecede ikram edilmesinin özel bir manası vardır. Onlar olmadan manevi miraç yani Yüce Allah'a yakınlık olmaz.
    Bu hediyeleri tanıyalım:

    İman ve Tevhid
    İman Yüce Allah'ın kuluna en büyük hediyesi ve emanetidir. İmanın esası tevhiddir. Tevhid Yüce Allah'ın tek ilâh olduğunu bilmek ve buna iman etmektir. Bu tevhid nuru ve şuuru olmadan Yüce Yaratıcı'yı tanımak O'na yaklaşmak sevilmek mümkün değildir. Bu iman ve tevhid cennetin anahtarıdır. Zerre kadar iman kulu cehennemden kurtarır cennete girmeye orada Yüce Allah'ın cemalini seyretmeye vesile olur. Kendisine böyle bir iman nimeti verilen kul ebediyyen şükretse azdır.
    Kalbe konan bu iman nurunu korumak için devamlı Yüce Allah'tan yardım istemeli bunu her şeyden önemli ve gerekli görmelidir. İman cevherini korumanın en güzel yolu sürekli tevbe ve zikirle birlikte farz amellere devam edip haramlardan kaçınmaktır. Sık sık imanı tazelemeli lâ ilâhe illallah zikrine dili ve kalbi iyice alıştırmalıdır. Son nefeste bu iman üzere giden kimsenin işi kolaydır. Çünkü imanın meyvesi cennettir.

    Müminin Miracı: Namaz
    Namaz kul ile Rabbinin özel buluşma anı yapılmıştır. Kul namaza durduğu zaman onunla Rabbi arasındaki bütün perdeler kaldırılır Yüce Allah özel olarak kuluna yönelir onun okuduğu Kur'an'ı dinler yaptığı zikri över üzerine bol bol rahmet feyiz ve nur döker kulun da bunun farkında olmasını ister. Herkes kalbinin uyanıklığı kadar bu ilâhi yakınlığı ve özel ilgiyi fark eder. Efendimiz s.a.v. kulun Yüce Allah'a en yakın olduğu anın secde anı olduğunu belirtmiştir. (Müslim Ebu Davud vd.)
    Namazın cennetin anahtarı olduğu müjdelenmiştir. (Tirmizî Ahmed)
    Namazın bir özelliği içinde bütün zikir çeşitlerini bulundurmasıdır. Öyle ki göklerde ve yerde ne kadar melek ve varlık varsa hepsinin özel olarak yaptığı ibadet çeşidi namazda toplanmıştır. Allah rızası için edebine uygun namaz kılan bir mümin bu namazı ile bütün varlıkların ibadet şekliyle Yüce Allah'a şükretmiş ve hepsini temsil etmiş olmaktadır. “Ben Yüce Allah'a yaklaşmak sevilmek ve O'na şükretmek istiyorum” diyen bir kulun kılacağı namazdan daha güzel bir zikir ve ibadet yoktur. Onun için namaz dinin direği kalpteki imanın en birinci alameti ve Allah'a yaklaşmanın vazgeçilmez vesilesi yapılmıştır.
    Bu dünyada iman ve namaz emanetini koruyarak ölen kimselere Yüce Allah cennetini ve cemalini müjdelemiştir.

    Kulun Rabbi İle Konuşması: Dua
    Miraç'la gelen üçüncü hediyemiz Bakara Suresi'nin son iki ayetidir. Bu ayetler iman esaslarını ve ilâhi duaları içermektedir. “Âmenerrasulü” ile başlayan bu iki ayet Yüce Rabbimiz'in bu ümmete özel ikramıdır. Bu ümmete gücünün üstünde yük yüklenmemiş ve ibadet emredilmemiştir. Ayrıca bu ümmetin unutarak veya yanılarak yaptığı kusurları affedilmiştir.
    Rasulullah s.a.v. Efendimiz bu ayetlerin kendisine Arş'ın altındaki bir hazineden verildiğini onların daha önceki hiçbir peygambere verilmediğini belirtmiştir. (Ahmed Hakim Beyhakî vd.)
    Bu ayetleri gece okumak tavsiye edilmiştir. Bu ayette yapılan duaların Allah tarafından kabul edildiği müjdelenmiştir. Onların okunduğu evde şeytanın duramayacağı belirtilmiştir. Rasulullah s.a.v. Efendimiz bu ayetlerin hem Kur'an hem dua hem salât /rahmet olduğunu bildirmiştir. Onları okuyanı cennete götüreceğini ve Yüce Rahman'ı razı edeceğini müjdelemiştir. Bu iki ayetin öğrenilmesi hanım ve çocuklara öğretilmesi tavsiye edilmiştir. (Bkz: Suyutî ed-Dürrü'l-Mensûr; İbnu Kesir Tefsir)
    Kulun samimi olarak yaptığı dua ile Rabbi arasında hiçbir perde yoktur. Gönülden gelen niyazlar hemen ilâhi huzura ulaşır; Yüce Mevlâ kulu için en hayırlı olacak şekilde dualarına karşılık verir. Yeter ki kul isterken gafil olmasın istemekten usanmasın




  4. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  5. Evvela "Kandiller nedir?"

    Kandiller Allah'ın umumi affının ilanıdır..

    "Tevbe edin sizi affedeyim"

    -Neye tövbe edelim?

    Kandil Gecesi her müslüman bir odaya çekilmeli bir kağıt ve kalem almalı..

    Kağıdı ortadan ikiye bölmeli bir tarafına:

    `Bilmediğim dini konular" diğer tarafına ise; "İşlediğim günahlar" diye yazmalı..

    Bilmediğim dini konular kısmına İslam adına ne bilmiyorsa hepsini sıralamalı..

    Mesela:

    "Kur'an okumasını bilmiyorum"
    Kur'an okumasını biliyor tecvid bilmiyorsa onu da yazmalı..

    Sonra devam etmeli:
    Arapça bilmiyorum..
    Tefsir hadis siyer fıkıh bilmiyorum.


    Bunları bilmek için: Kitaplar almalıyım ilgili gazete ve dergileri takip etmeliyim hocaefendilerin derslerine gitmeliyim.

    Şimdi kağıdın diğer tarafına geçebilir "İşlediğim günahlar":

    Yalan söylüyorum.
    Tembelim.
    Dedikodu yapıyorum.
    Boş lafları seviyorum.
    .

    Artık içki ve benzeri günahları da varsa hepsini yazmalı..
    Sonra kağıda umumi bir göz atmalı;

    "Bilmediğim konulardan hangisini öğrenebilirim işlediğim haramlardan-günahlardan hangisini terkedebilirim?" demeli..

    Bunların hepsini birden terketmek zordur..Teker teker terk etmeye çalışmalı..

    Mesela Kur'an okumasını bilmiyorsa "öğreneceğim!" diye kandil gecesi kendi kendine söz vermeli; ertesi günü hemen işe başlamalı.

    Haramlar bölümünde de mesela boş laflara tövbe edip ilme-irfana yöneleceğine ahd-u peyman etmeli.

    Şimdi iki şeye tövbe etmiş oldu:

    Birincisi: Bir noksanını tamamlamak
    İkincisi ise: Bir harama son vermek

    Böylece iyiliğe doğru bir değişme oldu. "İki günü birbirine eşit olan zarardadır" buyuruluyor..Hiç değilse kandil gecesi bir değişime uğrayıp kandil sabahı daha iyi bir müslüman olarak ortaya çıkalım.

    Eğer kandil geceleri müslümanları daha iyiye götürmüyorsa demek ki kandil ülkemize uğramamış.

    Kandil mübarektir Allah müslümanları da mübarek etsin!..

    Hekimoğlu İsmail



  6. MİRAÇ KANDİLİ

    Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir bütün süfli duygulardan beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
    Bu ulvi seyahat mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:
    “Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi 1)
    Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:
    “O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi 7-18.)
    Miraç nasıl oldu?
    Miraç Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya oradan semaya yüce âlemlere İlâhî huzura yükselmesidir.
    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den) Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı orada iki rekât namaz kıldı daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı bir hutbe okudu.
    Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.

    Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem Hz. Yahya ve Hz. Îsa Hz. Yusuf Hz. İdris Hz. Harun Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler tebrik ettiler.
    Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli ikisi açıktan akan (Nil Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.
    Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
    Süleyman Çelebi'nin dediği gibi

    “Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah...
    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı. “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.

    Hz. Musa'nın “Rabbine dön azaltması için Rabbinden niyazda bulun ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu her seferinde 10 vakit indi sonunda beş vakitte karar kıldı.

    Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde Cenneti Cehennemi âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi gördü Mekke'ye döndü.

    Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler ama iman nasip olmadı.

    Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.
    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
    “Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”

    Bunun üzerine müşrikler:
    “Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler ama yine de iman etmediler.

    O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.
    Peygamberimiz neden mirac’a çıktı?
    Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması sohbet etmesi onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.
    Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri özel ve cüz'i diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.

    Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte kâinatın Rabbi bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.



  7. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka diğeri de Haktan halka. Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.

    Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet kulluk tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan insanlardan varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi...
    Peygamberimiz Allah ile nasıl görüşebilir?
    Soru: “Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne demektir?”
    Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır fakat herşey O’ na sonsuz şekilde uzaktır.
    Meselâ güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.
    Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz. Oysa güneş bize 150 milyon km. uzaklıkta bulunuyor hiçbir şekilde ona yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım. Bu da mümkün değildir.
    Bu misalde olduğu gibi gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır ama herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş; bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.
    Bir insan nasıl göklere çıkabilir?
    Soru: “Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor. Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?”

    Yerküremiz yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın Arşına çıkaramaz mı?
    Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?
    Soru: "Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?"

    Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek insanlığın amel ve ibadetlerinin âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı oralara davet etmesi gayet makuldür. Sadece ruhu ve kalbi ile değil bu seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir.

    Görünen âlemin anahtarı olan gözünü işitilen âlemin anahtarı olan kulağını Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi ruhunun sayısız görevlerini üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması akıl ve hikmet gereğidir.

    Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor. Çünkü pekçok kulluk görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir.
    Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir. Cennette ruh bedenle birlikte olacaksa Cennetü'1-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ kendisidir.

    Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı zaten mucize olmazdı. Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor.
    Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?
    Soru: "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?"



  8. Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin hızı ile ışığın hızı elektriğin hızı hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır. Meselâ ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır.

    Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?

    Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki bir yıllık iş görebilir. Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı rüyada işittiği sözleri konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün belki daha fazla bir zaman gerekir.

    Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor birisine bir gün diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.

    İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Burak'a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş Onun cemalini görmüş emirlerini alıp dönüp gelmiştir.
    Miraçın benzeri bir olay var mıdır?
    Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"
    Miraçın çok örnekleri vardır:
    Bir insan gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.
    Bir bilim adamı astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir.
    İman sahibi her insan namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.
    Kalb gözü açık bir veli İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.
    Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar.
    Cennette Cennet ehli mü'minler Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar.
    Bu kadar örnekler gösteriyor ki bütün evliyanın sultanı bütün mü'minlerin imamı bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması dönmesi bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir.
    Miraçla gelen hediyeler
    Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri Cenneti âhireti hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız melekleri âhireti Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.
    İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.
    Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak bizden ne istiyor anlasaydık” derken İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.
    Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
    Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.
    Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.
    Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.
    Öyle de âciz fani devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında ruh genişliğinde akıl akıcılığında kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî Sözler 31. Söz.)
    Miraç Gecesi Namazı
    Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

    “Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.

    Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.
    Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
    Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır.
    Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.



 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.