Hoşgeldiniz.

istanbul hükümeti temsilciler kuruluna nasıl davranıyor du ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın istanbul hükümeti temsil heyetini ne zaman tanıdı istanbul hükümeti ile anadolu hükümeti

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    istanbul hükümeti temsilciler kuruluna nasıl davranıyor

    Sponsorlu Bağlantılar




    istanbul hükümeti temsilciler kuruluna nasıl davranıyor du ?


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    TEMSİLCİLER KURULUNUN YENİ HÜKÜMET İLE İLİŞKİLERİ, AMASYA PROTOKOLLERİ

    Temsilciler Kurulu Başkanı Mustafa Kemal Paşa Sivas Ulusal Kongresi’nden sonra aldığı çabuk ve etkin karar ve uygulamalarla, İstanbul Hükümetini etkileyip hükümet değişikliğini sağladığı gibi, gerek yerli gerek yabancı basının ilgisini çekerek Ulusal Hareketin tanınmasını da hızlandırmıştı. Yine bu çalışmaları sonucunda bazı konularda arkadaşlarının muhalefetiyle karşılaşsa da hareketin gerçek lideri haline gelmişti.
    Bu gelişmeleri bilerek sadrazam olan ve kabinesinde Harbiye Bakanı Mersinli Cemal (Küçük) ve Bahriye Bakanı Salih Paşa gibi Ulusal Harekete eğilimli bakanlara yer veren Ali Rıza Paşa’nın yeni hükümeti kurması Ulusal Hareket açısından kazanılmış bir başarıydı. Nitekim Harbiye Nazırı Cemal Paşa Amasya Kararlarında söz sahibi komutanlardan birisi, Bahriye Nzırı Salih Paşa ise komutanlarla Amasya Görüşmesini yapacak kişiydi.
    Ali Rıza Paşa da göreve gelir gelmez ARMHC ile ilişkiye geçti, Ferit Paşa döneminde İngiliz Muhipleri Cemiyetinin kışkırtması ve maddi desteğiyle Ekim-Kasım 1919’da çıkan Konya ve Biga çevresindeki Müdafaa-i Hukuk karşıtı isyanlara da destek vermedi.
    Padişah yeni hükümetten “ayrılıkçı hareketlerin önlenmesini” isterken, Temsil Heyeti 3 Ekim’de yayınladığı genelgeyle, Kongre kararlarına uyması halinde Hükümete yardımcı olunacağını, Hükümetin Mebuslar Meclisi toplanıncaya kadar ülkenin geleceğiyle ilgili önemli kararlar almamasını ve barış konferansına güvenilir kişilerin gönderilmesini istemişti. Sadrazam Ali Rıza Paşa buna verdiği yanıtta, ateşkes sınırlarının korunmaya çalışılacağını, Meclis-i Mebusan toplanıncaya kadar ilerde sorumluluk getirecek kararlar almayacaklarını, barış konferansı için görevli seçiminde gerekli titizliğin gösterileceğini bildirip; buna karşılık Heyet-i Temsiliye’den, Anadolu-İstanbul bağlantısına engel olunmamasını, işgal edilen resmi dairelerin Hükümete teslim edilmesini ve Hükümete saygı gösterilmesini istedi.
    Sadrazamın bu isteklerine karşı Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal 5 Ekimde İstanbul’dan, Hükümetin Ulusal Hareket’in doğru olduğuna ilişkin bir genelge yayınlaması, Ferit Paşa’nın ihanetlerine ortak olanların cezalandırılması, görevden alınan Ulusal Hareket yanlısı memurların yeniden atanması, eski bakanlardan Ali Kemal, Adil ve Süleyman Şefik’in kaçmalarının önlenmesi, Posta Müdürü Refik Halit’in tutuklanması ve basın üzerindeki sansürün kaldırılması gibi bazı yeni isteklerde bulundu. Ali Rıza Paşa’nın bunları yapabilmesi mümkün değildi, fakat Anadolu hareketi çok isteklerde bulunarak mümkün olabilecek kazançları sağlamaya çalışıyordu.
    Bu yazışmalar üzerine Hükümeti güç durumda bırakmak istemeyen Harbiye Bakanı Cemal Paşa 7 Ekimde Mustafa Kemal’e gönderdiği telgrafta, Hükümetin ulusal iradeye saygılı olduğunu, fakat öç alma duygusu ile hareket edemeyeceğini, suçluların mutlaka cezalandırılacağını, Temsil Heyeti ile işbirliği yapmaya kararlı olduklarını ve bu işbirliğinin ayrıntılarını belirlemek için iki tarafın ortak bir görüşme yapması gerektiğini bildirdi. Temsil Heyeti aynı gün toplanarak Cemal Paşa’nın bu isteklerini görüşüp, olumlu buldu ve İstanbul ile haberleşme yasağını kaldırdı. Padişaha da bu Hükümeti işbaşına getirdiği için bir kutlama telgrafı gönderdi. İstanbul-Sivas arasındaki bu diyalog sonucunda İstanbul Hükümeti ile ARMHC arasında işbirliğini sağlamak amacıyla ortak bir toplantı yapılması kararlaştırılmış oldu.
    Bunun üzerine, İstanbul Hükümetinin temsilcisi olan Bahriye Nazırı Salih Paşa ve Padişah Yaveri Albay Naci (Eldeniz) ile ARMHC’nin temsilcisi olan Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey ve Bekir Sami (Kunduh) Bey önceden kararlaştırıldığı üzere Amasya’da buluştular. Görüşme 20-22 Ekim 1919 tarihleri arasında 3 gün sürdü. Görüşmelerin sonucunda ikisi gizli, üçü açık olmak üzere 5 protokol imzalandı.
    Salih Paşa’nın önerisiyle imzalanan Birinci Protokole göre: I .Dünya Savaşına girmenin sorumluluğu artık tartışılmayacak, fakat İttihatçılık fikrinin ülkeye zararlı olduğu kabul edilecek ve tehcirde sorumluluğu olanlar yasalar gereğince cezalandırılacak, Hükümetin işlerine karışılmayacak, Meclis-i Mebusan seçimleri serbestçe yapılacak, güvenliği bozucu eylemler ve kalabalık mitingler yapılmayacak, Hükümet lehine ve aleyhine yazılar yazılmayacak ve askerler politika yapmayacaktı.
    Temsil Heyetinin önerisi üzerine Sivas Kongresi kararları tartışılmış ve maddeler üzerinde yapılan değerlendirmeler bir tutanağa geçirilerek İkinci Protokol oluşturulmuştur. Buna göre: Her iki kongrede kabul edilen “Mondros Ateşkes sınırları içinde kalan yurt bir bütündür, içinde yaşayan Müslümanlar da birbirlerinden ayrılması mümkün olmayan öz kardeştirler” kararı aynen kabul edilecek ve bu açıdan Kilikya, Aydın ve Meriç Irmağı boylarının yurttan ayrılmasına izin verilmeyecektir; Müslüman olmayanlara ekonomik ve siyasal bağımsızlığı zedeleyecek ayrıcalıklar tanınmayacaktır, hiçbir devlete ekonomik yaptırımlara yol açacak haklar tanınmayacaktır; Ulusal Kongre ve ARMHC İstanbul Hükümeti tarafından tanınacaktır; Meclis-i Mebusan İstanbul dışında Hükümetin uygun göreceği bir yerde toplanacaktır, Meclis toplanıp güvenlik içinde çalışmalarına başlayınca Temsil Heyetine gerek kalmayacak ve görevine son verecektir.
    Üçüncü Protokol milletvekili seçilemeyecek kişilerle ilgili olup, buna göre ittihatçılar, tehcirde kusuru olanlar, ülke ve ulus çıkralarına karşı suç işleyenler milletvekili seçtirilmeyecekti.
    Temsil Heyetinin isteği üzerine, hükümetini sorumluluk altına almamak için Salih Paşa’nın gizli olarak kabul ettiği Dördüncü Protokole göre, Malta’ya sürülenler İstanbul’a geri getirtilecek, suçları varsa İstanbul’da yargılanacak; Müslümanlara zulüm yapmış Ermeni suçluların yargılanması Meclis-i Mebusana bırakılacak, İçişleri ve Harbiye Bakanlarınca emniyet amirleri değiştirilecek, İngiliz Muhipleri Cemiyetinin kapı kapı gezerek halktan imza toplamasına engel olunacak, dışardan para yardımı alan örgüt ve gazetelerin çalışmaları önlenecek, Ulusal Harekete destek veren memurlar görevlerinden alınmayacak, Ulusal Harekete karşı çıkan memurların görevlerine yeniden atanmaları için kendilerinden güvence istenecek ve Batı Trakya göçmenlerinin sevk ve nakilleri yapılacaktı.
    Taraflarca kabul edildiği halde gizli kalması uygun görülen Beşinci Protokol ise Paris Barış Konferansı’na gönderilecek heyetin belirlenmesine ilişkindi. Buna göre Hükümet, barış konferansında görev alacak heyet üyelerini protokolde kabul edilen ilkelere göre önerilen kişiler arasından seçecekti.
    Salih Paşa’nın kendi inisiyatifiyle imzaladığı bu protokollerin bir kısmı bir süre uygulanmış, fakat Hükümet genel olarak bu kararları kabul etmemişti. Buna rağmen İstanbul Hükümeti ARMHC’ni muhatap alarak Onunla görüşmesi ve Ulusal Hareketi isyan diye nitelemekten vazgeçmesi Temsil Kurulunun önemli başarısıydı. Meclis-i Mebusanın toplanmasını Hükümetin de kabul etmesi ve milletvekili seçimlerinin yapılacak olması protokollerin önemini artırıyordu. Ancak Hükümet ve Padişah, Mebuslar Meclisinin protokole aykırı olarak İstanbul’da toplanmasına karar vermişlerdi.




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.